Gün alabildiğine kızıldı oturduğum sandalyeden Ben ölesiye mahzundum kendi baktığım pencereden. İçimdeki bunaltılardan kurtulmayı deniyordum Denedikçe şükür güzelliği iniyordu parmaklarıma Ben umutla kanat çırpan her leyleği kendime...
“alabildiğine” sözcüğü
16 yazıda 16 geçiş bulundu.
...anın içindeki boşluğa. Belleğimizde yer edinen her bir hatıraya sirayet ederdi sinsice. Güneşin tüm varlığını alabildiğine hissettirdiği bir yaz günü gibi. Ben de böyle kalıverirdim ihtişamlı sıcağın tam ortasında umarsızca. Düşündü...
...lık böyle kokuyormuş, anladım. Eşyalarımı toplayıp sırt çantamla birlikte kendimi dışarı attım. Otogarın dışı alabildiğine zeytinlik. Taksi lazım mı, hayır şimdi değil. Bu ikinci işaret, evimdeyim duygusu, bir anda çaktı ama gitmedi...
...? ağzındaki metalik tadı siliver yahu çilekleri nereye yazdın? mevsimi değilse de oldur yeni bir gökyüzü yaz, alabildiğine mavi, bulutsuz sen yaz, kağıt yoksa duvarlar var mürekkep yoksa kiremit taşlar içindekiler için bir solukta y...
...Yayınları - 103 Sayfa Her insanın bir öyküsü, her öykünün koca bir dünyası vardır. Kısa ama öz, karmaşık ama alabildiğine yalın bu öykülerde belki kendinizden bir parça bulacak, belki okudukça kaybolacaksınız. Sonra bir an gerçekli...
İnsanlar çıldırmış olmalı diye geçiyor hep içimden Böylesi büyük bir gürültüde nasıl sessiz kalınır Gökyüzü alabildiğine aydınlıkken Hangi zihin gözünü sadece karanlığa açabilir Ve buldum sonunda düş bozumu bunun adı Kırık dökük hay...
...arda kırmadan, dökmeden, hafif hafif yaraladıkça ben üzülmeye başlamıştım. Ta ki o son hareketi yapana kadar. Alabildiğine ciddi duruşuyla tatlı sert sözlerini bitirdikten sonra işaret parmağını salladı ya... İşte bu bana çok komik...
İşte vakitlerden bir sonbahar Yürüyorum uğultusunda rüzgârın Sokak alabildiğine uzun Evler yaslı, evler soluk. Sırtımda güzel günlerden kalma Eski püskü bir palto Üşüyor bu kez cılız bedenim Vurdukça yorgun taşlara ayaklarım Isıtmıy...
...rken bize kefenimizi daha doğmadan tutup da engel olamadık. Kayıtsız yaşamaktan çok, sürüklenmekti bizimkisi. Alabildiğine savruluyorduk. İnsanlara çarpıyorduk, evlere, çok uzaklara, bazen de kendimize. Belki en çok da kendimize… Su...
...kmuyorlardı yahut biz mi denk gelemedik? Salkım saçak bir yağmura döküldüm: Bir çizik, iki çizik, körpe çocuk Alabildiğine koşacak belli bu kısrak Kısrak duracak da tan yerinde Sayacak da içinden. Kısrak, dört nala bir sevişten alda...