The Kid, 1921 Kumpanyalardan, vodvillerden ve müzikhollerden fırlayan komedyenlerin, vantrilokların cirit attığı 1920'lerin sonuna doğru sinema, diyalog denli etkili bir görsel anlatım biçimi geliştirmişti. Ara yazılar d
“amerikaya” sözcüğü
7 yazıda 8 geçiş bulundu.
Ne anlayışsız bir karım vardı. Neymiş efendim, onu artık hiç sinemaya götürmüyormuşum. Sanki götürünce hakkınca izlerdi de kafamın etini yemezdi. Daha bir akşam bir filmi sonunu getirmişliği yoktu. Yarısına gelmeden sızı
Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği tarafından Türk yayımcılar ile dünya yayımcılarının karşılıklı iş birliğinin artırılması ve İstanbul’un bir telif marketi hâline getirilmesi amacıyla ilk kez 2016 yılında düzenlenen Ulu
Bugün yine gitmeliydi. Huzursuzluğu, babasının bulunduğu katta iyice arttı. Her gelişinde aynı yazıyı okumaktan duyduğu acı, yaşlı ayaklarının onu her hafta buraya sürüklemesine engel olamıyordu. O yüzden de bulunduğu me
Amerika'dan geldi. Daha bu sabah. Bir de hediye getirmiş gelirken, lazer kesim bıçak seti, made in china. Kem küm teşekkür ettim bu hediye karşısında, "aman da ne güzelmiş, tam da böyle bir şeye ihtiyacım vardı" falan gi
"Sinemada sözün hiçbir değeri yoktur. Ama hareket her şey demektir." -Georges Méliès İlk Dönem Sinema, tutarlı, doğrusal anlatıdan çok görsel hazzı arttırmak içindi. İlk dönem sinemacıları melodram, pantomim gibi araçlar
"Eğer uzaylılar bizi ziyaret ederse, sonuçlarının Kolomb'un Amerika'ya ilk ayak bastığındaki gibi olacağını düşünüyorum ki bu, Amerika yerlileri için hiç iyi olmamıştı." -Stephen Hawking Aynı dediği gibi bir dünyada geçi