Pazar sabahlarının doyulmaz manzarasına daldı gözleri. Elini uzatsa sanki on beşinci kattan tutacaktı o koskoca dağı. Çayından bir yudum aldı. Porselen fincanın inceliğini hissetti dudaklarında. Köydeyken kahvaltının haz
“ankaranın” sözcüğü
5 yazıda 8 geçiş bulundu.
Canıydı Saim, Semra’nın bir zamanlar, kanıydı. Allah’tan başka kimse ayıramazdı onları. Öyle demişti Semra. “Ölürüm başkasıyla evlenmem!” Denedi de ölmeyi, beceremedi. Hastaneden eve döndüklerinde baktılar olmuyor bu böy
Arkadaşının doğum günü vardı o gün. Nehir çalışmaktan doğru düzgün bir zaman bulup da hediye almaya çıkamamıştı. Zaten oldum olası sevmezdi hediye almayı. Sadece birine almayı değil kendine hediye alınmasından da hoşlanm
Beline kadar denize girmiş bir kızın saçları suya girer mi girmez mi? Girer de girmez de ciğerim. Su belinin biraz üzerindeyken saçları kopmuş yosunlar gibi salınır suyun yüzeyinde. Vücuduna yapışır su çekilirken. Sonra
Uzun parmaklı ellerimi tıpkı bu şehir gibi gri olan paltomun cebine saklayıp yürümeye çalışırken, hüzün rengine bürünmüş yapraklar sanki birer tokat gibi solgun benzime çarpıyor. Rüzgârın beni sağa sola savurmasından end