Kış; ayaz, ağaçlar çıplak ,rüzgar kesiyor insanı ince ince, İstanbul böyle çille -peçe görmedi uzun yıllardır. Denizin rengi havaya soğuğa aldırmadan boğazın bir kısmında yeşil, bir kısmında tirşe, birazında lacivert, az
“ankaraya” sözcüğü
5 yazıda 6 geçiş bulundu.
Kahvaltıdan beri orada oturuyorsun. Bu demir çubuklu yüksek kapıdan, her zaman olduğu gibi yiyecek getiren arabaların ve personelin dışında giren olmadı bu saate dek. Ama sen inatla gözlerini yapıştırdın. Kaçıracaksın di
Kadın avaz avaz “Yaptı işte, bunu da yaptı! İstanbul’da okul varken sen Ankara’ya git bir de bu haltı ye. Sanki biz onu okumaya yollamadık. Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik. Kız hamileymiş! Ben milletin yüzüne nasıl
Öyle bakarım gözlerin içine, buraya, bu dünyaya ait olan o alacalı kahverengi gözlerine. İki elimle yüzünü ellerimin içine alır, kafanı kendime doğru çekerim ve doğruca boynuna bastırırım burnumu. Şah damarındaki atışı d
"Zaman her şeyi katar önüne süpürür götürür derler, bazen dedikleri gibi de olur lakin zamanın süpürmeyi beceremediği şeyler de vardır yeryüzünde mesela sağ elini sinir zedelenmesi yüzünden kullanamayan bir adamın kini"