Bir bebeğin avuçlarında buldum mutluluğu. Bakışlarında gördüm kendimi, hem tanıdık hem yabancıydı. İçimde bir yerlerde var oluşumun devamıydı, bilindikti. Oysa bir başka bedendi; çehresi, sesi ötekiydi. Öyle de güzeldi ki. Bir bebe...
“avuçlarında” sözcüğü
10 yazıda 10 geçiş bulundu.
avuçlarında, avuçlarındaki, avuçlarından eşleşmeleri dahil edildi.
...ekler meyve verir meyvelere uzanır çocuklar insan her şeye alışır ve dünya değişir saçlarında bir ömür gördüm avuçlarında doydum yolları yürüdüm saate bakmadım sabah taze çayın kokusunu gece kirpiklerine uzanmayı günün ortasında uy...
...n boşalırcasına yağan bir yağmurun altında açılan şemsiyelere benzerdi. Gideceği yönü de yeri de kendi seçen, avuçlarında tuttuğun ama hâkim olamadığın türden hani. Bazı aşklar vardı, başkaydı. Islak şemsiyenin tepesine yapışan yap...
...büküp, “Ama hiç benzemiyorum babama!” dedim kadere isyan eder gibi. Hâlâ çocuk olduğumu ispatlamıştım karımın avuçlarında. “Yanılıyorsun hayatım. O kadar çok benziyorsun ki ona... Sadece benzememeye çalışıyorsun. Hepsi bu…” dedi. O...
...im yoktu. Çözmüştüm. Yıllar evvel düşürmüştü adını, kaybetmişti. Çok belli oluyordu. Hayat çizgisi silinmişti avuçlarından. O yüzden de nereye kadar yaşayacağı görünmüyordu. Ama telaşlıydı daima. Yalnız kalamıyordu, muhtemelen kalma...
...yere koydu. Ellerine baktı. Yaşamın alnında derinleştirdiği çizgiler gibi, bavulun sapı da izler oluşturmuştu avuçlarında. “Tren hemen gelmese, biraz daha kalsam, geriye dönsem, birisi adımı söyleyip beni çağırsa, ‘Gitme!’ dese.” d...
...an çekilmişti nefesinden. O çoktan kurutmuştu yeşermiş kelimeleri. Kemikleri belirginleşmiş vücudu sonbaharın avuçlarında kışı bekleyen sararmış otlar gibiydi artık. Kardelenler gibi başını kaldırma zamanı çoktan geçmişti. İnsanlar...
...şmeden duyamaz mıyım? Sesinden, piyano kokulu birkaç harf. Sesinden, şiir kokulu birkaç papatya. Öpemez miyim avuçlarındaki aylayı. Benim papatyalarım öldü. Geride sadece mezarlık kaldı, Sürekli düştüğüm boş bir kuyu kaldı, Soğuk bir...
...m. Cebinden bir şey çıkarıyor. Titreyerek yanan lambanın altında bir an parlıyor. “Bak, vişne rengiydi ruju.” Avuçlarında duran küçük aynaya bakıyorum. “O dudaklarını boyarken, zaman dursun isterdim. Zaman esip giderken, elimde kal...
...ayarak işlerini büyük bir arzuyla yapmaktadırlar. Bu ikili, gizliden aldıkları gençleştirici haplar sayesinde avuçlarındaki yaşam kristalini 30'un evvelki seviyesi kırmızı renk değerinde tutarak sisteme sorgusuz itaat ederler. Ta ki...