...ğin sınırlarını asla zorlamazdı. Bugün Gülsüm’ün evi temizleme günüydü. İki haftada bir pazarları gelir, köşe bucak temizlik yapardı. Geleceğini unutmuş olamazdı. Bu işte bir gariplik var, diye düşündü Gülsüm. Her zaman saati...
“bucak” sözcüğü
10 yazıda 11 geçiş bulundu.
bucak, bucaklarda, bucaksız, bucaksızca, bucaksızlığa eşleşmeleri dahil edildi.
Zaman kavramı, içi boşaltılmış bir tekrardan ibaret. Ömrüm, uçsuz bucaksız bir boşluk içinde savrulan meteor taşı. Ruhum kan revan içinde. Kalbim, kaburgalarıma baskı yapıyor. Kapana kısılmış gibiyim. Özgür olmadığımı ve güçsüz...
...eydi? Arayış sürüyor, kayıp ise çok keskin bir şekilde tezahür ediyor yitik kalbimde. Peşinden koştuğum, köşe bucak aradığım; asla aynı notada buluşamayacağım aşkın sanrılı hatırası mıydı? Herkesin farklı pencerelerden baktığ...
...i; gözlerimi kapatıp kendimi bırakmak istiyorum yemyeşil bir ovaya, kayalıklardan turkuaz bir okyanusa, uçsuz bucaksız bir çöle, balıklarla dolu zümrüt yeşili bir ırmağa ya da dinmeyen yağmur damlalarının doldurduğu bir göle… Bi...
...ldu bir hece çıktı sanki sesinden tek bir ses başını çevirip dağlara yol aldı ovalar geçti gözlerinden, uçsuz bucaksız göçmen kuşlara tutunmak ister gibi bir hâli vardı lütfen, dedim terk etme beni bir daha kırmayacağım seni n’o...
...emlere başvururlar. Yeşil ve kahverengi doğayla mücadele değildir bu. Üç bin beş yüz metre yükseklikte, uçsuz bucaksız bir kar çölü ile mücadeledir. Geceleri dondurucu soğukla, fırtınayla olan mücadeledir. Sıfırın altında kırk d...
...ca söylenmişti. Dün gibi aklımda… Eski ahırın yanından ilerleyip küçük tepeyi aştığımızda önümde uzanan uçsuz bucaksız yeşilliği seyretmiştim bir süre. Hasan yorulmuştu ama durmak istemiyordu. Manzaraya alışık olduğundan benim h...
...m mutlaka yeşil bir yerler denk gelecekti. Öyle de yaptım ve gerçekten kırk-kırk beş dakika kadar sonra uçsuz bucaksız tarlalar arasında, asfaltı epey kaybolmuş bir yolda ilerliyordum. Ben ve kendim… Unutmuşum ne zamandır, onlar...
...ulu hapishaneye neden geldiğimi hatırlıyorum şimdi. Neden hatırladığıma hayıflanıyorum. Etten, kırmızı, uçsuz bucaksız bir mezarlık oldu yüreğim. Kaç sevdiğim yatıyor orada; unutmak istiyorum… Ölüm… Kara bir el gibi sıkıyor boğa...
...nım!” “Kulaklarımla duymasam ben de inanmazdım.” İbrahim Başkomiser sohbet ederken bir yandan da gözleri köşe bucak dolaşıyordu. Dolapların kapaklarını tek tek açıp kaparken “Muhteşem! Muhteşem!” diyordu sürekli. Bir ara durd...