...eynirin ardında bıraktım düşlerimi. Teyzem Asel, "bir gün o kadar büyüyeceksin ki, dişlerin paslanacak, derin buruş buruş olacak, yüzün aynı kalacak" demişti. Kendimi Benjamin sandığım o günden beri doğacağım günün sabahı ölm...
“buruş” sözcüğü
3 yazıda 8 geçiş bulundu.
buruş, buruşacak, buruşan, buruşmuş, buruşmuştu, buruştu, buruştular, buruşturarak... eşleşmeleri dahil edildi.
...Mercan duydu! Soluk kesildi! Aşağı inmek mi?.. Bu saatte?.. Gece… Karanlık… Yağmur… Elini cebine attı. Islak, buruş buruş, balık kokulu yeşil yirmiliği şoföre uzattı. Şoför ya sabır çekti; Allah’a sığındı. Ama gece gece bu yi...
...eye başladı. İlk başta, konteynerin köşesindeki kalın ilmik atılan poşeti aldı. Havaya kaldırdığında, içinden buruşturulmuş süt kabı ve ne olduğu belli olmayan bir şeyler düştü. Ali, avuçları dolu olmasına rağmen bunları da alıp attı...
...asılsın abi?” dedi. Nasıl mıyım? Bildiğin gibi işte Mesut. Hâlâ yakışıklıyım sanırım. Ama biraz yorgun, biraz buruşmuş bir bedenim var. Bana hani kara oğlan diye seslenirlerdi ya, kara olan kıllarımın yerini ipek gibi bembeyaz k...
...nda oturmak beni iyi hissettiriyor mola boyunca. Dakikalarca bilgece sakallarını sıvazladığı elini izliyorum. Buruşmuş, kabuk kabuk yol yorgunu elini… Yolculuk devam ediyor sonra. İleri hep ileri, emin adımlarla ilerliyoruz. Ard...
...i de. Elleri hala aralarında duruyor ve itmemeye karar veriyor. Gömleğini yavaşça kavrayıp avuçlarının içinde buruşturuyor. İşte o hareket. Vücutlarının arasında kalan elleri, küçük yumrukları, buruşan gömlek. Kırılganlığı daha iyi...
...arılıp uyumadık mı seninle? Sonra, salondaki yeşil koltuğa oturup hüngür hüngür ağlayışım; "Yıkanınca ellerim buruş buruş oldu, artık hep böyle kalacaklar" diye dertlenip. Bağırarak anacığıma koşuşum; "Gökteki beyaz bulutlar...
...i ve akşamın geceye dönmeden önceki griliğinde en yakınındaki kaldırım taşına çöküverdi. O da ne? Sağ elinde, buruşturulup top hâline getirilmiş beyaz bir kâğıt vardı. Islanmıştı. Annesi tutuşturmuş olmalıydı eline. Ne ara vermişti...
...zamanda etrafa kaçamak bakışlar atıyordu. Öğlen saatinin sıcaklığı nedeniyle alnında biriken ter damlalarını buruşturduğu peçetesiyle yumuşak ama seri bir hareketle sildi. Masaya bırakmamak için cebine koyarak sakladı. Kafenin kapı...
...bırakmasını fırsat bilip o odaya girdim. Yavaş bir ritimle sallanıyordu. Yere düşmüş kâğıdı aldım avuçlarıma. Buruşmuştu. Babamın ellerinde. Yazdığı onca satırda sadece bana olan sevgisinden bahsetmişti. Nefretle dahi olsa anmamış...