...birini aldı, ısırdı. İlk lokmanın tadını çıkarmaya çalışırken görünmeyen birine seslendi: “Hakkı Usta! benim çayı unuttun mu?” Yan masadaki ihtiyarlardan birkaçı laf attı. Gülüştüler. Aceleleri yoktu. Bu sahneyi şimdiye kad...
“çay” sözcüğü
119 yazıda 251 geçiş bulundu.
cay, caydı, caydırıcı, caymadı, caymadım, caymayan, cayıyordum, çay... eşleşmeleri dahil edildi.
...du: Ding dong! Ding dong! Gülsüm telaşla yerinden kalktı. Çay ilk defa vaktinde hazır değildi. Mutfağa geçti. Çaydanlığı ocağa koydu, demliği özenle üstüne yerleştirdi. Sağa sola bakındı. Her yer pırıl pırıldı. Kendine iş yar...
...Çay söylüyorum.” İbrahim Başkomiser’in elini kaldırmasıyla garson hemen iki çay getirip masaya bıraktı. Taze çaydan ilk yudumu alan Tuncay amirinin yüzüne baktı. Daha önce farklı hâllerini görmüştü. Tarif edemediği bu bakışla...
...bizzat kendisi vardı. Garip bir enayilikti bu canım. Bir şey diyemedi. Sus pus oturmaya devam ederek, usulca çayını içmeye devam etti. Belki bir şeyler yemek iyi gelebilir diye düşününce, - Hayatım tatlı ister misin, ıslak ke...
...lirdi bu garson. Boynunda kırmızı bir fular takılı olan adam, yüzünü buruşturmuş, garsona dik dik bakıyordu. “Çaydan ve edebiyatından nefret ederim!” Garson bir anlık afallamadan sonra kendini savunma ihtiyacı hissetti. “Ama b...
...lenir de demlenir. Gece dikilmiş pencereye, yıldızlar göz kırpar. Ne çok dileklerimiz var tutulmayı bekleyen. Çaya eşlik eder bitter çikolata. Acır ağzım, yaralarım kaşınacak, kanayacak bilirim. Öylece orada, pencerenin saba...
...y gelsin diyenler de oluyor hiç yüzüme bakmayanlar da. Size bir sır vereyim mi abi, ben o suratsız insanların çaylarına elimi sokup öyle veriyorum. Yani en azından bir şekilde sinirimi almış oluyorum kendimce.’’ Üçü birden gülmey...
...irbirimize bakmaya devam ettik, ta ki garson “Çay mı efendim?” diyene kadar. Bir dakika sonra garson elindeki çayları masaya bırakıp uzaklaştı. Sonra Münevver’in gençliğinden kalma alışkanlığı hatırlatarak “Çayı hâlâ yarım mı b...
...geceleri bir türlü erken yatamadığı için uykusunu alamıyor, sabah da kahvaltıya pek vakti kalmıyordu. Sallama çay ve peynir ekmekle aceleyle de olsa bir şeyler atıştırıp çıkıyordu evinden. Pencereyi açtığında rüzgâr, sıkışt...
..., hayatına televizyon girmesini isteyen gözlerine galip geldi böylece. O kulaklar için dalga, radyo, kaynayan çaydanlık ve Arap’ın mırlamaları vardı; gerisi lazım değildi. Serap, adama bir şeyler yazdırmayı romanın başından itiba...