...e zaman geride bıraktığını bir çırpıda hatırlayamayacak adam, lağımcı Hasan, kalın teli çember yapmış, duvara dayadığı kazmayla küreğin saplarına geçirmişti. Yağını kağıda vermiş iki peynirli poğaçadan birini aldı, ısırdı. İlk l...
“dayadığı” sözcüğü
3 yazıda 3 geçiş bulundu.
dayadığı, dayadığım, dayadığın, dayadığında, dayadığınız eşleşmeleri dahil edildi.
...n sevdiği duvarının en sevdiği tablosuna sıçramıştı beyninden akan kan. P. bir yerlerden silah bulup kafasına dayadığında henüz yirmi dokuz yaşındaydı. Aklına ilk, küçükken arkadaşlarıyla oynadığı oyunlar gelmişti. Ve sekiz yıllık...
...rını biliyorum. Artık oralar toprak değil demişti Mustafa. Beraber ağlaştık Mustafa’yla, son kez sırtını bana dayadığında. Sonra babası gelip aldı onu. Giderken bir yaprağımı verdim ona. - Defterinin arasına koy. Beni unutma, dedim...
...p tüm hayatını sorgularken bulacaksın kendini. Değişen sadece başını ellerinin arasına aldığında dirseklerini dayadığın masanın ağacının geldiği orman olacak. O ormanın farklılığı kadar hayatındaki hiçbir değişim keskin ve kesin...
...k için döşediğim taşlara basa basa gidiyor ve aralık kapıyı kapatıyorum. Geri dönerken ıslanmasın diye kenara dayadığım masama, üzerine poşet örttüğüm sandalyelere bakıyorum. Sonra evime… Yıllar önce annem ve kardeşimle sürdürdüğ...
...şıcı hastalık size musallat olabilir, bir düşünün. Şu dışarıda şakıyan bülbül, kapısı açık fırın, dirseğinizi dayadığınız koltuk; soluduğunuz hava, sizi, beni, hepimizi kendi içine hapsediyor, görmüyor musunuz aziz kardeşim! Şu sak...
...klerden… Sonra dudaklarına doğru süzülen, Sana tuzlu tadını hissettiren O akan gözyaşlarını sileceğim. Omzuma dayadığın saçlarını okşayıp, Yorgun, ışıklı gözlerinden öpeceğim Nâzım’ın dizelerini fısıldarken kulağına. Yazan: Barış...
...asada, askerdeki koğuş arkadaşlarından Hakkı’yı andıran birini gördü. Hayretle izlemeye koyulurken, dirseğini dayadığı masada bir sigara daha yaktı. Seyrek çıkan sakalları, burnunun ortasındaki kemikteki eğrilik, kahkahasıyla bi...
...e rastladığım oluyor, Bir kadın nefret kusuyordu geçenlerde, Bünyesi öylesine doymuştu ki alkole, Damarlarına dayadığı o, yıldızlı hançere, Gülüyordu kadın, sessizce. ‘Bu kadeh bir daha boşalmak istiyor’ derken Nietzsche, Zerdüş...