kiraz dalı gölgesiyle uyanıyorum yüzümde, gözümde oyuncu bir güneş nemli toprağa dokunuyorum parmak uçlarımla öbek öbek karıncalar bahara uyanmış sadık bir dost gibi yüzümü yalıyor ılık rüzgâr gülümsüyorum, yıllar sonra ilk kez unu...
“dokunuyor” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
dokunuyor, dokunuyordu, dokunuyordur, dokunuyorum eşleşmeleri dahil edildi.
...utlaka bir gemiye binecekti. Rüyasında beyaz bir gemide tek başınaydı Bahri. Suya elini uzattığında balıklara dokunuyordu, gökyüzüne uzandığında kuşların kanadına. İnsanlar minicik görünüyorlardı buradan. Evler, arabalar, ağaçlar…...
...şımış sırtını. Yaşlanmasına rağmen gururla, dimdik duran göğüslerini. Hatta belki...Olur mu olur canım. Belki dokunuyordur kendisine Arap'ın dokunmasına izin vermeyeceği gibi. Karşılıklı bir gösteri mi dersin buna ciğerim? Biz amacı...
...Burada kaçıncı buluşmamız bilmiyorum. Sırtımı ağaca yaslamışım, bacaklarıma uzanmış başı okşuyorum, saçlarına dokunuyorum. “Salih” dedim. Gözlerini açmadan elimi tuttu. “Sonu olmayan bir boşluğa düştüğü halde asla kaybolmayan şey n...
...olduğumu gören olur mu? Yükseldikçe kayboldum. Aşağı düştükçe görünmek, yüzükoyun bir vedaya burnumun ucuyla dokunuyorum iki dünyanın ortasından, tam ortasında. Zihnim sihirli bir şahbaz gibi seni içine çekmek istiyor hissediyorum...
...tıyor üstümüze, diyemiyorum! Elimi boynuma götürüyorum sadece, uzun bir zincirin ucunda sallanan küçük şişeye dokunuyorum. Geçen mayıs mıydı? Daha müzik susmamıştı, henüz kulaklarım uğuldamıyordu. Rüzgârlı bir gün, henüz renklerin...
...n şalterini indiririm. Sobanın is kokusuyla tütünümün dumanı birbirine karışıyor. Kafam karışıyor. Tütün bana dokunuyor. Sazanlara ayıp oluyor. Sarhoştan ziyade, ayyaştan kokuşmuşum. Saat sabaha karşı dört yirmi üç. Tabii bu hâld...
...kinci asrını âşık olduğum kadının hatırasıyla kutladığım için, belki de hakikaten adam olamadığım için. İçime dokunuyordu gece; ihtiyar uzaklaşıyor, rüzgâr, yüzümün diğer yarısını da bir cinnete davetiye çıkarırcasına parçalıyordu....
...orum sokak fenerlerine Kollarımdan tutuyor aydınlık sıkı sıkıya Korkmadan geçiyorum saparak şoseden Perdeleri dokunuyordu bana, evinin Kapını çalıyorum umarak saat beş İstanbul'un kapalı elleri arasında şiirim Bakışları pembe açmış...
...duymaktan nefret ettim hep, kütleştikçe kağıdın bana alay edercesine gülümsemesinden çekindim, beş satır önce dokunuyorum diye zevkten mırıldanan kağıdın kütleşen ucuma alay edercesine burun kıvırarak ilgisinin dağılmasına ise içer...