...melisin. “ Emre, ayağa kalktı. Zeynep’i sakinleştirmeliydi ama Zeynep pek sakinleşecek gibi değildi. Elindeki fincanı fırlattı duvara. Tüm gücüyle bağırdı. “ Orası neresi? “ Emre, bu soruya vereceği cevabın her şeyin anahtarı o...
“fincan” sözcüğü
13 yazıda 13 geçiş bulundu.
fincan, fincana, fincanda, fincandan, fincanla, fincanlarını, fincanı, fincanım... eşleşmeleri dahil edildi.
...di yatağın içinde gerindi; hizmetçisine seslendi. -Seniha, bana sade kahve yap! Seniha beş dakika sonra gümüş fincanla kapıdan içeri girdi, albayın karısı Huri hanım güzel bacaklarını yataktan aşağı uzatıp üzerine ipek sabahlığı...
...üne kahvemi demleyip dağ manzaralı minik balkonuma çıkarıyorum çok minik masamı üzerinde etnik bir örtü kuşlu fincanım dudağımda belli belirsiz bir ıslık gözlerimi kapattığımda aklıma ilk gelenleri yazmalıyım fakat yazamıyorum a...
...ediyor. Kaşkolumu, beremi alıyor. “Eşekoğlu eşşekler!” diyor sadece. Üstüme battaniye örtüyor. Çay kaşığının fincanda çıkardığı çıngırtı ve annemin sesi ile uyanıyorum: “Kalk artık uykucu, sana çay yaptım.” Tepside iki fincan ç...
...anın üstüne çökmüş sessizlikte boğulan Serap’ın imdadına garson yetişti. “Bu sizin az şekerli kahveniz” dedi, fincanı ve su bardağını önüne bıraktı. Acele etmeden masanın karşı tarafında geçti. “Bu da sizin sade kahveniz” dedi,...
...en çıkan soru gibi - bitirir keyfini; öyleyse savur dumanını, hâlâ sokağı seyredebiliyorken geniş pencereden. Fincanın Limoges, sigaran Camel. İyi gidiyor sayma işi. İlerlediğimi hissediyorum. Evet, yerimde saymıyorum, ilerliyor...
...ir şeydi. Yine de kahvesini içerken Deniz'e çok sıcak ve samimi davranmaya başladı. Benim de elimde bir kahve fincanı, tiyatro izler gibi izliyordum onları. Ben yokmuşum gibi davranıyordu ama olsun. Deniz'in hayal kırıklığına ü...
...lerini kapatıp ana odaklanmaya çalışıyordu. Geçmişi, en mutlu anlarında bile yakasını rahat bırakmıyordu. Bir fincan çayını alıp kanal manzaralı penceresinin önünde yerini almıştı yine. İnsanlar epey küçük görünüyordu bulunduğ...
...unu tahmin ettiği iki genç vardı bir de içeride. Hararetli hararetli konuşuyorlardı dünyadan soyutlanmış. İki fincan duruyordu önlerinde, içilmiş ve kahvesi kurumuş. Halit daha fazla düşünmeden kitabını kırmızı kadife örtünün...
...ki tırsmışlıktan eser kalmamıştı. Tam ağına elini götürmüştü ki hızla çekip masadaki suya uzandı. Gelin kahve fincanlarını toplarken kaynanasına baktı. Yeşillerini ışıldattı. “Kazanın altını yaktım ana. O kaynayana kadar ahırı kürür...