Hayat ve ölüm arasındaki ince çizgideyim. Bir sınır, dip, yol sonu, girdap, bir uç ya da dehliz… Etrafımı saran öfkeli kalabalığın nidaları arşa yükselirken kalbime çarpıyor. Zemin, ayaklarımın arasından kayıp gidiyor sanki. S...
“girdap” sözcüğü
6 yazıda 6 geçiş bulundu.
girdap, girdaplarda, girdaplarına, girdapvari eşleşmeleri dahil edildi.
...k veriyor gibi durmuyor. Disleksiden mustarip binlercesi, 10 dakikalık bir sohbeti bitmek tükenmek bilmez bir girdap gibi görürken anlatıcı ise henüz girizgâh yaptığını düşünüyor. Anlatısını dikkat çekici hâle getirmek için ça...
...emizlenip hızlıca doldurulmak üzere kaldırılıyordu. Ucuz kadehler ucuz içkilerle doluyor; içkiler ağız dolusu girdaplarda kayboluyordu. Siparişler alınıyor ve zamanın çok ötesinde masalara servis ediliyordu. Birbiri ardına dalga da...
Ben 10'nun yanında hasret 9'un yanında hemâset Bakışlarındaki mermi bir girdap olur Çıkar Karadeniz'in yokuşuna Yüreğimdeki ince sızı asırladır tek başına. Genç er Genç şer Kalır fırtınadan geriye. Direnirler dört bir yana ve...
...n gitgide Sesin yalnızlığımın en güzel yankısıydı Selver O kısacık boyunla sığmak bilemedin yüreğime Hüznümde girdap, kapımda hep ölüm bekler Hep kaçamak bakardım, o günbatımı yüzüne Saklı bir çeşme akardı dudaklarından Selver...
...rum. Aslında ben böyle biri değildim. Çocukluğum ve gençliğim huzur ve sükût içinde geçti. Şimdi yaşadığım bu girdap nasıl oluştu bilmiyorum. Bilinmeyeni beklemek, bekledikçe bilinmezliğe sürüklenmek… Benim yaşadığım sanırım b...
...vam ediyor kalp. Ve o kadar hızlı çarpıyor ki artık bütün organların o hıza yetişememesinden dolayı büyük bir girdap açılıyor arada, sonra sonra sonra… -Vol.9- Var olan en kötü en boktan zamanlarında insanın kendini koruyabilm...
...ne sokuştururcasına; Saat akşam 8’e yirmi üç varmış İnsan fokurdayan otobüslerin Son durağına doğru yürüyorum Girdapvari bulutlardan sıyrılmak için Ancak kızıl bir güneş görüyorum Tüm bulutları eriterek Yarım yağlı ve leziz bedeni...
...an iterdi adeta, sonra o ev yapımı reçeller ki, çilekli olanı hep eskilere götürürdü onu, çocukluğun anlamsız girdaplarına, doyumsuz bir iştaha sürüklenirdi, hele peynirle zeytini ağzına art arda attıktan sonra bol şekerli çayını yu...