...yordu. Bu filme de aynı anlayışla yaklaştı ancak bir sorun vardı: film İngiltere'de uluslararası bir kadroyla İngilizce olarak çekilecekti. Truffaut o dönemde yok denecek denli az İngilizce biliyordu. Senaryo sette simültane olar...
“ingilizce” sözcüğü
6 yazıda 10 geçiş bulundu.
ingilizce, ingilizcede, ingilizcedeki, ingilizcem, ingilizcemi, ingilizcenin, ingilizceye, ingilizceyi... eşleşmeleri dahil edildi.
...ini keşfederler. Lumière'ler aygıtın adının kısaltması olan Cinéma sözcüğünü kullanıp benimsettiler. Bir not, İngilizcede 1899'da ortaya atılan "sinema" sözcüğü, Yunanca da devinmek anlamında "kinemat" eyleminden gelmektedir. Latin...
...ıkır tıkır ödeniyor. Ücret dolgun. Avrupa standartlarını yakalamışlar.” “Amirim beni de işe alırlar mı acaba? İngilizcem de fena sayılmaz.” “Dalga geçmeyi bırak. Söylemeyi unuttum; şirkette güvenlik kamerasından eser yok.” “Amirim...
...lırız. Oysa insan, tabiatın en güzel ve en parlak yıldızı olarak var olmalı, var edilmelidir. *Rob : (to rob) İngilizcedeki anlamlarından biri mahrum etmek.
...imine Arapça, Farsça ve Musiki özel dersler alarak evinde devam etti. 2 sene sonra tekrar okula dönen Halide, İngilizceyi çok iyi öğrenmiş olarak, kitap çevirileriyle Edebiyat dünyasına adım attı. Okulun son senesinde matematik öğr...
...hemen kapıyorlar, orada Türklerle ilgili Avrupa genelindeki gibi bir algı yok. Hele sen Cemal, anadilin gibi İngilizce konuşuyorsun, seninle konuşurken İngilizler bile önünü ilikler.” Ben de karşılık olarak, İngiliz aksanıyla bi...
...etmen ruhlu kadın…” O yaz beni iki dershaneye birden yazdırmıştın. Birinde sınavlara hazırlanıyordum. Birinde İngilizcemi ilerletiyordum. Babamı merak ediyordum. Günden güne miktarı artan morfinli bantlar, yatağın yanındaki oksijen...
...bahsedeceğim yapım; 36. Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluşan 'Bar Bahr' filmi. Orjinali 'Bar Bahr', ingilizce vesiyonu 'In Between', dilimize çevrilmiş hali ile 'Duvarlar Arasında’ filmi; İsrailli kadın yönetmen Maysalo...
...arlardan gelen kafilelere, yanlarındaki yapıların zamana yenik düşmeyen(!) kokuşmuş bilgilerini özgüvenli bir ingilizceyle anlatıyordu. Gruptakiler ise, aradan geçen yüzyılların değiştiremediği asıl şeyi akıllarından çıkarmış olacak...
...her sorunun cevabı yüzlerindeki o gülümsemeydi Gülümsemeleriyle konuştum. Dünyanın en çok konuşulan diliymiş İngilizce, Hadi ordan be! Bunu, gülümsemeyi beceremeyenler uydurmuş...