...ilerleyemedi. Başının arkasına bağlanmış yüzlerce kablo buna engel olmuştu. Elini başının arkasına attığında kabloları tuttu ve çıkarmaya çalıştı. Elinin üzerinde, tıpkı kendi eline benzeyen bir el hissettiğinde başını çevirdi....
“kablo” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
kablo, kablodan, kablolar, kabloları, kabloların, kablosu, kablosunu, kablosuz... eşleşmeleri dahil edildi.
...Neden sonra ahşap ile lambanın dışını saran camı tutan mandalı keşfetti. Tırk tırk mandalları attırdı. Artık kablolar görünmeye başladı. Mavi, kırmızı, sarı kablolar birbirine dolanmış ahşap çemberin ortasından duya gidiyord...
...adece bir sene oynadığı futbola bağlamak hoşuna giderdi. Cızırtı sesinin yükselmesi üzerine kalkıp bilgisayar kablosunu kontrol etti. Ses kablodan değil, gözlerini bile görebildiği garip kara sinekten geliyordu. Uçan şeylerden pe...
...adece bir sene oynadığı futbola bağlamak hoşuna giderdi. Cızırtı sesinin yükselmesi üzerine kalkıp bilgisayar kablosunu kontrol etti. Ses kablodan değil, gözlerini bile görebildiği garip tüylü kara sinekten geliyordu. Uçan şeyler...
...fakat olması gerekenden daha farklı yerde kullanılan şeyler genelde kötü izler bırakırdı. Yani Berk, internet kablosunu çamaşır ipi olarak kullandığında; kıyafetlerinde çok ütülenmesi gereken izler kaldığını, tost makinesinde yap...
...Gülümsedi. Siyah kargo pantolonundan sarkan zincirleri düzeltti. Sol cebine eski model cep telefonunu koydu. Kablosuz kulaklığını kulağına yerleştirdi. Odanın kapısını usulca açtı, salonun karanlığına karıştı. Ayaklarının ucuna...
...den söküp atamadığı eş dost, eşi Ayla Hanım, kızı Handan ve oğlu Kemal’in çocuklukları… Sanki sabit telefonun kablosu yüreğiyle geçmiş arasında uzanıyordu. Ahizeyi kaldırdı. Yaşlı telefon, ‘ben hazırım’ diye coşkuyla bağırıyord...
...a başladılar. İçeri girenler kendilerini bekleyen teknisyenin söylediklerini iki etmeden, ilk bakışta, uzanan kablolar hariç diğerlerinden farkı bulunmayan bir koltuğa oturuyorlardı. Görevlinin yönlendirmesine göre oturma pozisy...
...r etmedi, içindeki rutubete yenik düşmüş kalbim hakikate kulak vermedi. Taş olsa da kuruyup kalsa keşke! Yine kablolar yanıverdi, şehrin tüm ışıkları gidiverdi ve güneş yüzünü öte yanlara çeviriverdi. Öfke... Küçük bir el bombas...
...ik etmemişlerdir. Graham Bell, telefonun ses iletimini sağlamak amacıyla çivi bulamamış, uzun boylu ayraç ile kabloyu duvara tutturmuştur. Newton elmanın kabuğunu uzun boylu ayraçla soymuş ve afiyetle yemiştir. Tuvalete gittiği...