...Yanında tuttu rahmetliyi, kendi iş yerinde, kendi yörüngesinde. 18:31 Bulaşıkları fazla gürültülü yıkıyorum. Kaşıkları fırlatıyorum. Ses çıkartmak iyi geliyor. İçimdeki sıkışmış seslere böyle bir imkân tanıdım. Babam beni görmüy...
“kaşıkları” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
kasıklarımda, kasıklarına, kasıklarından, kasıklarını, kaşıkları, kaşıklarını, kaşıklarının eşleşmeleri dahil edildi.
...ç kömbenin kabına da kalan yufkaları dizdi. Tepsinin boş köşesine kirli tabakları üst üste koyup yanına çatal-kaşıkları sığdırdığı gibi eve yönlendiği sırada; pantolonunun ağını kaşıyan adam, kadının adım atarken oynayan kalçalar...
...şte geliyor. O balık etli kalçaları yok mu, beni benden alıyor! Aklım perçemlerinde savrum savrum savruluyor. Kasıklarımda bir sıcaklık kımıl kımıl dolanıyor yine işte. Hayat seninle güzel be kadın!
Salona girdiğimde konuşmaları aniden kesildi. Çay kaşıklarının şıngırtısı dışında çatal, bıçak hatta peçete sesleri bile duyuldu uzun zaman. Tutamadım kendimi artık. "Geldiğinizde bıcır bıcırdınız; ne oldu kızlar, ne bu hâliniz?" so...
...larımın arasından. “Okuyorum sadece.” O gece Gaye’ye sıkı sıkı sarıldım, boynunu, kürek kemiğini öptüm, elimi kasıklarına doğru götürdüm. Bana döndü, dudaklarımdan kibarca öptü ve yarın erken kalkması gerektiğini, bugün işte çok yo...
...müş taşlardan fırlattım. Kanatlarını bir iki çırptı, karanlığa karıştı. Mezarın kafasından sızan kan kesilmiş kasıklarından sızmaya başlamıştı. Arkamda bir hırıltı yükseldi. Bir köpek dişlerini göstererek geliyordu. Adam ve kadın yağ...
...konuşmalarını, tepelerinde durmaksızın dönen vantilatörün kısık sesli iniltisini ve dört bir yandan çıkan çay kaşıklarını gürültüsünü hissedemiyordu. Yalnız bir ara, yüzünü yeniden gökyüzüne çevirse de, demin dörtnala koşan at haşm...
...Kendisi de inanmadı… Gelen amcasıydı, gelen musibetti, gelen fırsat bekçisiydi. *** Meltem ertesi gün sahilde kasıklarından bıçaklanmış olarak bulundu. Morgda onu teşhis eden babasıydı. Amcasını toprağa, babasını ait olduğu yere gönd...
...barbutçuların ayaklarının dibine gitti. Donuk gözleri, mekanın tavanına öylece baka kaldı. Mekanda kim varsa kasıklarını tuta tuta, kahkahalarla gülüyorlardı. Az önce elinde avucunda ne varsa, soğan tokuşturacağım derken utulmuş g...