...dolu kahkahalarını duyunca şemsiyenin sapını kavradım. En uzun boyluları, kolunu arabanın üzerine attı, cama olabildiğince yaklaştı; kolu arabanın üzerinde başını benim başımla aynı hizaya getirmek için eğildi. ‘’Bir zarar gelmesini...
“olabildiği” sözcüğü
4 yazıda 4 geçiş bulundu.
olabildiği, olabildiğim, olabildiğince, olabildiğine eşleşmeleri dahil edildi.
...ilerliyordu. Onun hemen arkasında, iki elindeki bavulların kenarlarından renk renk kumaşlar sarkmış, saçları olabildiğine gür, pantolonun paçaları toz içinde bir adam, babamdı. Onun hemen arkasında, işte benim tam önümde, sırtındak...
...leyiciyi içine alan bir konusu ve kendine has bir tarzı var filmin. Maysaloun Hamoud’un konuya yaklaşım şekli olabildiğince nahif, buna rağmen minimal tutumun etkisi olabildiğince güçlü işlenmiş. Unutmamak gerekli ki ilk film için bu...
...ydınlığın sırtında… ...insanlar deliye döndü bir anda, inanılmaz bir şeydi bu doğrusu. Her yer toz duman, gök olabildiğince kararmış. Ay sırtını dönmüştü insanlara. İnsanların vahşi çığlığı tüm dünyada yankılanıyordu sanki. O uyum iç...
...kitabı yeniden yazacaktır. İşte bu döngü, muhteşem bir döngü. Gerek yazar ve gerekse okurun hayal dünyasında olabildiğince özgür olduğu yap-boz oyunu gibi bir şey. Özellikle son dönemlerde okurun her geçen gün azalması, bilişim düny...
...i yapmak geldi içimden. Aniden düştü aklıma, belki de önce –kalbime- demeliyim. Klasik bir cumartesi günüydü. Olabildiğince geç kalktığım, her gözümü açtığımda kendimi zorla uyutmaya çalıştığım bir gün. Vakit öğleye yakın demlenen ça...
...en Esther Greenwood'un bizim de yaşamımızda herhangi bir gün yanımızdan geçip gitmediğini kim iddia edebilir? Olabildiğine gençtir Esther, ve yaşamla savaşmaktadır. Karşısına çıkan fırsatlar ve teklifler birbirini kovalarken Esther'...
...ada finali görebilmek için sabırla soğukkanlılığımı koruyordum. Vücudumu masanın üzerine taşımış ve gözlerimi olabildiğince yaklaştırmıştım karıma. “Peki. Bu adamın kim olduğunu öğrenebilir miyim? Bir şey olacağından değil, yalnızca...
...çizilmiş, güneş altın fırçasını dünyaya uzatıp bir dokunuş yapmış; sarı. Doğa her zaman sanatı besler. Vücut, olabildiğince canlı, bir eserin taşıyıcısı olmaktan memnun, vakur, gözleri duvarlarıma değiyor; duvarlarımın da ardına. Uza...
...ğil, camdandır) ve içinde kendi kış bahçemizi yaratmaya çalışırız. Yavaşça kabuğumuza çekilir, olup bitenlere olabildiğince seyirci kalmaya çalışırız fanusun içinde. Orada güvende ve suni bir huzurun kollarındayızdır, dışarısı ise ge...