...dukça, ne kadar az bildiğini anlar. Toy olan yeni filizler, kendini oldu sanır ama çiftçi hasat için, onların olgunlaşmalarını bekleyecektir.
“ölgün” sözcüğü
3 yazıda 5 geçiş bulundu.
olgun, olgundu, olgunlarından, olgunlaşamadan, olgunlaşmak, olgunlaşmalarını, olgunlaşmamış, olgunlaşmış... eşleşmeleri dahil edildi.
...sesle irkildi. Takımı ucuz kurtardık, diye aklından geçerken gözleri karavanacı kuşu aradı. Yanılmıştı. İri, olgun dut gökten inip uzanmış yatıyordu yol ortasında. Soldaki iki katlı evin bahçe duvarından sokağa haylaz çocukl...
...öteberi. Burnu sızladı hafiften, ince ince akan gözyaşlarını yol etmişti yanaklarıyla. Ardından böğürdü, sesi ölgün kurbağanın gülümsemesine neden oldu. Kaşları sert, kulakları kabaca, gözlerini kıstı sımsıkı. Gözbebekleri yu...
...de bir sanat olarak tanımlar. Bundan dolayı bir sanat olması bakımından da uygulamada olgunluk gerektirir. Bu olgunluğa erişmek için çok üstün mahiyetlere sahip olmak gerekmiyor; sadece suratımızdan gülücük eksik olmaz ve bizden...
...eşfetmesidir. Belki de en zor olan ruhu esnetmektir. Hayatın tüm ağırlığını taşıdığını varsaydığımız bu soyut olgunun esneyebilmesi için önce hafiflemesi gerekir. Bu, bazen içten bir kahkahada kendimizi kaybettiğimizde, bazen d...
...istemez şiir dışında Yakasına takmaz cenazede bile Şarap varsa Ayıp olmasın diye isterler şiir de olsun Şöyle olgunlarından yanı başında Hüzünlüyken ben Zamanı durdurur bir kung-fu Çamaşır yıkanır bez değiştirilir Oruç tutulur esrar...
...a zerre kadar yaklaşmıyordu. Hayal gücünün algıladığı kadarıyla uydurduklarına odaklıydı. Dönüm noktası, gece olgunlaştıkça yaklaştı ve farklılığın ufak belirtileri ortaya çıktı: Ezgi, korkuya evrilmesine ramak kalmış bir huzursuzluk...
‘’Vatan, bize kılıcımızın ekmeğidir.’’ -Namık KEMAL Saçların simsiyah, iki yeni olgunlaşmış siyah zeytin; isten, topraktan ve pislikten kararmış yüzüne iki parlak göz misali yerleşmiş; dudağın tazeyken dalından koparılmış bir kiraz...
...üdüm. Masumca bir çocukluğum oldu kendimce. Ama mutlulukla bezeli bir çocukluk olduğunu söyleyemem. Bu yüzden olgunluğu sevmem gerek. Zaman çabuk geçiyor, ne iyi. Böylece büyüyüverdim erkenden. Özleyebilecek bir çocukluğum yok.”...
...u doğanın ıssız kalabalıklarıyla. Gücünü ısıran umutsuzluğun diş izini sabrıyla sildi gövdesinden. Şimdi daha olgun kar tanesi, daha sağlam bir vakit yara aldığı yerlerinden. Gücenmeden selamlayıp ardını, yarından yana deniyo...