Yorganı kafama çektiğimde annem gelir, baş ucuma otururdu. Onun buğday teni, sarı ışığın altında parlarken ben, zar zor nefes aldığım karanlıkta "Biraz daha! Biraz daha!" diyerek zamanı uzatmaya çabalardım. Her defasında "ya bir...
“otururdu” sözcüğü
6 yazıda 7 geçiş bulundu.
otururdu, otururduk, otururdum, otururdun eşleşmeleri dahil edildi.
...kirdekler. Işıklar sönünce elindeki mendillerle ağlamaya hazırlanmış seyirciler arasından geçer, tam arkasına otururdu Semra’nın. Ona bu kadar yakın olmak, kokusunu duymak, saçlarının her telini yarı karanlığa inat tek tek sayma...
...az tarafını başıyla işaret etti.) eski köprü vardı. Dubalar üstündeydi. Sallanır dururdu. Gençliğimizde gelir otururduk. Çay içerdik. Fazladan üç beş kuruş varsa bira söylerdik. Temizlik hak getire. Eski mi eskiydi köprü. Ama her...
...r, bazen de biz gidecekken beklemediğimiz misafirler baskın yapardı; giydiğimiz montları hep birlikte çıkarır otururduk. Böyle anlar nadir yaşanır fakat ilginç durumlar doğururdu. Hem gelen misafir hem ev sahibi pişman pişman otu...
...bitmesine ama hiç değilse Osman’ın düdüğünü çalıp durmasaydın. İlla ki beni baş göz etme derdine düşmeseydin, otururdum dizinin dibinde bir ömür boyu. Şart mıydı anne?..” Şarttı. Kız kısmı er yanına yaraşırdı… “Babam yaşasaydı be...
...ziyaretlerine. Hiçbir zaman hiçbir yere ait hissetmediğini söylemez miydi zaten. Yanımızda beş karış suratla otururdu, ne zaman muhabbetimize katıldı. Yok canım o çok iyiydi ya, aşağıda görüyordu bizi. Örf adet bildiği mi vardı...
...yeşil mercimek çorbasını eksik etmezdi. Okuldan gelince elimi yüzümü yıkar köşe taşı gibi salondaki kanepeye otururdum. Neriman Teyze çocuk özlemini bende giderir, sanki bebekmişim gibi yemeğimi kendi elleriyle yedirir, sonra da...
İstiklal Caddesi’nin etrafındaki dar sokaklardan birinde otururduk. Beş katlı bir apartmanın, duvarlarından sıvaları dökülen, rutubet kokulu bodrum katında. Başımızı küçük pencereye kaldırdığımızda sokaktan geçenlerin ayaklarını...
...rdu. Ben tek kişiliği severdim (belki tek yaşadığımdan). Beni koltuğuna oturttun (büyük ihtimal sen hep orada otururdun; bu benim için bir jest olmalıydı) ve mutfağa gittin. Birkaç bardak sesi, tezgâha sürünen bir şey, sonra kapı...
...kocasını tekrar tekrar azarlasa da aslında her gün çiçekleri seyretmek için erkenden kalkar pencerenin önüne otururdu. Kocası bir süre onu yalnız bırakır sonra elinde bir bardak çayla gelirdi. Sessizce bardağı bırakır, kadının...