...in bedelini onlara fazlasıyla ödüyordu. Netice itibarı ile nizam öylesine güzel kurulmuştu ki bir saat misali tıkır tıkır işliyordu. Lakin, dışarıdan bakıldığında her şey tıkırında gidiyormuş gibi görünse de Hüsnü'nün mühim b...
“tıkır” sözcüğü
4 yazıda 8 geçiş bulundu.
tıkır, tıkırtılarla, tıkırtısı, tıkırtısını, tıkırında eşleşmeleri dahil edildi.
...Hiç olmazsa, kendimize de zamanımız olsun istiyoruz. Patron da sıkıntı etmiyor, ne de olsa her şey yıllardır tıkır tıkır işliyor. Ta ki bugüne kadar. Ben Derman. İstanbul gibi bir metropolde hayata tutunmaya çalışan ama tutu...
...l olmasın? Koca turizm firması haftada beş gün açık. Sabah ondan akşam beşe kadar çalışıyorlar. Maaşlar desen tıkır tıkır ödeniyor. Ücret dolgun. Avrupa standartlarını yakalamışlar.” “Amirim beni de işe alırlar mı acaba? İngi...
...iz gerekirse, bir insan doğmalı ölmek için ve bir insan ölmeli doğmak için denilebilir. Hiç şaşmaz bu sistem. Tıkır tıkır ilerler ve herkes de bu durumun farkındadır. “Doğdunuz ve işinizi başlattınız, öldüğünüzde işiniz bitmi...
...ladığında, kendisine sırtımızı dönüp duvardaki diğer akrepler ve yelkovanları incelemeye başlıyoruz; “Her şey tıkırında, değil mi? Akreplerin hepsi hareketli ama olması gerektiği hızda mı, o belli değil...” Zamanın göreceli olduğ...
...damlaların habersiz misafir gibi çatıma tek tek dokunmasıyla uyanmam bir oldu. İlk günün heyecanı olsa gerek; tıkırtılarla uyansam da doğrulup yağmurun sesini dinledim. O sesi işitmek apayrı bir güzellik katıyordu ruhuma. En azından...
...değil misiniz? Güneş size gülmeyecek ve hiçbir Mart ayında elinizde montsuz dolaşamayacaksınız! Tek bir umut tıkırtısı yok bu beynin içerisinde. Her şey olacağına varacak ve olacağı şey de senin varlığını kutsamayacak. Günlük ya...
...atlı arabanın sadece tekerlekleri gibiydi ruhumuz. Sürte sürte çakıllı, tozlu topraklara, katıyorduk yolların tıkırtısını içlerimize ve daha nelere benziyorduk bilmem ama en çok zindanında vakit geçirmeye alışmıştık dünyanın. İnsan...
...ürdü başını. Telefondan çıkarak büyüyen küçük harfli sesler ulaştıkça kendisine, duvardaki akreple yelkovanın tıkırtısı kaldı kulaklarında sade. Büyüdü gözbebekleri, kamburu çıkıverdi iyice. Telefon kapandı. Yarıda kaldı konuşma....