...uluğu yerine getirecek birini bulmak zor köyde. Ha bizim Sadiye yapabilir, cebbar kadındır neme lazım. İyi ki tutturmuş eko turizm, eko turizm diye. Yoksa kaptırmıştım yerimi. Tamam, ne yaparsa yapsın da bu son yaptığı… Sadiye bi...
“tutturmuş” sözcüğü
7 yazıda 7 geçiş bulundu.
tutturmuş, tutturmuştu, tutturmuştur eşleşmeleri dahil edildi.
I. SEKİZ HAFTALIK ZİNCİRLER Hiç uğraşmamış saçlarıyla. Basit bir lastik tokayla tutturmuş arkadan. Üstünde salaş bir tişört var, gözlük numarası da bir hayli yüksek sanırım. Bilgili ama bakımsız, birden fazla işle aynı anda meşgu...
...ne zaman muhabbetimize katıldı. Yok canım o çok iyiydi ya, aşağıda görüyordu bizi. Örf adet bildiği mi vardı, tutturmuş bir özgürlük özgürlük diye, özgürlük ahlaksızlık mıdır canım. Sınırları olacak biraz insanın değil mi ya? Ama...
...nımıza sokulmuş serin nefesli biletçinin de yerine seviyoruz. Perdeleri açıyorsun. Sazlıklar bir doğa türküsü tutturmuş. Güneş yüzünün tüm kıvrımlarını alıp içime düşürüyor. Birden hareketleniyorsun. Ellerimi tutup kapıya doğru k...
Ayağındaki babetleri ilk kez giyiyordu Aslı. Üstündeki puantiyeli elbisenin tonlarına bakılırsa, yine tutturmuştu aralarındaki uyumu. Kulağına siyah halkalı küpelerden birini takarken baktığı aynada, hafif tatsız bir surat görse de...
...r şey söylemeden baktı. Kemçük Dokuzdolanbaç'ın taşlı tarlaları gibi ekin vermez, sert, gaddar; yeşermem diye tutturmuş topraklar gibi kara, Muhammed aşkına olsun bir nebze merhamet göstermeden sarp kayalar gibi durdu bir süre so...
...r. Graham Bell, telefonun ses iletimini sağlamak amacıyla çivi bulamamış, uzun boylu ayraç ile kabloyu duvara tutturmuştur. Newton elmanın kabuğunu uzun boylu ayraçla soymuş ve afiyetle yemiştir. Tuvalete gittiğinde mekaniğin özünü...
...açıp, kendilerine rant oluşturacaklardı. İnsanlar buna karşı çıkıyorlar. Ama bu ülkenin başındaki adam inatla tutturmuş, “oraya istediğimizi yapacağız“ diyor. Kendi ceplerini doldurmak uğruna kaç insanı yaraladılar, ne kadar zara...
...emeden Kemçük'e bakmış, Kemçük Dokuzdolanbaç’ın taşlı tarlaları gibi ekin vermez, sert, gaddar; yeşermem diye tutturmuş topraklar gibi kara, Muhammed aşkına olsun bir nebze merhamet göstermeden sarp kayalar durmuş; ses tellerinde...