...ldı. Masaya koyduğu çantayı açtı, aradığını bulunca kapatmadan öylece bıraktı. Önceden hazırladığı imzalı çek yaprağını uzatırken teşekkür etti. “Aman efendim! Ben sadece işimi yaptım. Ne acelesi vardı? Ödemeyi sonra yapardınız....
“yaprağın” sözcüğü
7 yazıda 7 geçiş bulundu.
yaprağın, yaprağından, yaprağını eşleşmeleri dahil edildi.
Benim bildiğim Eylül, ağacın yaprağını dökerdi Çiçekler giderdi dalından, yeniden doğmak için Kuşlar göçerdi yurdundan geri gelmek için. Sonra büyüdük. Ve ben bildiğim Eylül’ü tanıyamaz oldum Çünkü artık Eylül gelirdi, Birini alı...
...ı aralığından sızan tencere yemeği kokularını Uzun zamandır açmadığım kitabımın arasında bulduğum kurumuş gül yaprağını Sabah ayazlarında kahverengi battaniyeme daha bir sarıldığımı Sokak çocuğuna verdiğim kırmızı, sulu elmayı Bö...
...derin umutsuzluğu yok edebilirdi? Son sayfayı okumadan yırttım, aklıma parktaki çocuk gelmişti. Kitabın o son yaprağını paramparça edip öfkeyle birinci odanın aydınlığına doğru fırlattım. Havada uçuşan onlarca yaprak parçalarının...
...a dayanamıyordu. “Neden bitmiyor bu yol?” serzenişi her yandan yankı bulup geldiği yere doğru geri gidiyordu. Yaprağın yanında sallanan zeytine bakıp artık onun kurtulmasının mümkün olmadığını düşününce bir üzüntü kapladı ruhunu...
...ordu. “Doğruyu söyle.” Anası çekilince Nimet de yerine geçti. Bir taraftan modele dikkatlice bakıp yeşil iple yaprağın ilk düğümlerini atarken bir taraftan da anasına diklendi. Küskün, isyankâr. Kes, der gibi. “Söyledim ya ana....
...beklesin seni Arkada bıraktığın, Koşarak kaçtığın, Gündüzlerin güneşi. Adaletsiz. Değil mi? Uzunca gündüzler, Yaprağın inişi gibi Kısa süren geceler. Ama olsun, Kısacık geceler Tek senin olsun. Gece karşında gökkuşağı, Sadece sa...
...neresi diye, Duydunuz mu bilmem, adı Gülistan. Sınırı güllerle çizilmiş bir ülke Bayrağındaki kırmızı; gülün yaprağından Resmi dili; sevgi Dini; tebessüm. Benim memleketim Gülistan Toprakları genişler yalnızca barıştan. Yazan: Sen...
...a hemen çiçeğin bitiminden. Onu da ters çevirip, tomurcuk gelinciğin sapına geçirirdik. Bir tarafından birkaç yaprağını çeker alırdık. İçindeki topçuğun yarısı dışta kalırdı. Kırmızı duvaklı, siyah saçlı bir baş olurdu. Ama yüzü...
...tu sarhoşluğu Yokuş aşağı/ belki kördüğüm kaçamak Ey zamanın akranındaki o damgalı yüz Bir utanç gibi döküyor yaprağını -Bahçemdeki ağaç Sonra darmadağınık bir akşamüstü Gölgelerin ürkek ürkek uzayıp gittiği Bir perde çekip bütün...