...Kapatsam gözlerimi. Kök salıp derinlere bağlasam kendimi. Unutup bedenimi, Ruhumla çıksam gezintiye. Yağmurla ıslanıp, Güneşle kurusam, Günden güne büyüsem. Yıllar sonra, Buluşsa ruhum ve bedenim. Aynı toprağın üzerinde, Bir bü...
“ıs” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
ıs, ısaacin, ısabel, ısabelde, ısabelden, ısabeldi, ısabele, ısabeli... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...i yollara, çatılara, bahçelere. Ne çok özlemişti yavuklusunu. Nasıl tütmüştü burnunda. İki beden sarmaş dolaş ısıttı birbirini. İki fidan dolandı birbirine. Bahar geldi çardağa. Kuşlar öttü cıvıl cıvıl. Sevda boy verdi yürekte...
...seydim ağacı da kuşu da Girmeseydim günahlarına Soğuk bir intikam alacak biliyorum Gagalanıp yolunacak göğsüm Islanacak sıcak kanımla gövdem Nihayet çözülecek bu düğüm Yüz bin tövbe affettirir mi bu günahı? Bulsun ve çıkarsın içi...
...için pikniğe gideceklerdi komşularıyla birlikte. Yeni toplarını oynayacaklar, su tabancalarıyla birbirlerini ıslatıp eğleneceklerdi. “Keşke her gün bayram gibi olsa” dedi içinden. Sokağa bakan kapıdan çıktığında hala rüyada ol...
...Handan abla. “Yesene çocuğum, niye uzak duruyorsun masaya?” diyor. Adam utangaçlığıma veriyor, ondan daha çok ısrar ediyor. Ben tanıdığım gündem beri bana ‘Gavat’ dışında bir hitapta bulunmayan Handan ablanın içtenliği, kibar...
...it, kırık notlarına bakıp sırıtan Mesut? Yapayalnız hissediyordu bu sınıfta. Basbayağı acı çekiyordu. O günkü ıstırap dolu fen dersi sonlara doğru geldiğinde dakikaları sayar oldu Kekeç. Bitime artık on dakika kadar kalınca Tah...
...aşımda fısıldayan bir sesle açılıyor gözlerim. Başka bir ses duyulmuyor. Garip bir koku geliyor burnuma o an. Islak yerlerin üzerinde dizili bir düzine masaya, masaların üzerlerinde ters çevrilip duran sandalyelere takılıyor...
...diayı kaybetmesem de şu iş bitsin seni yemeğe götüreceğim.” “Öyle şey olmaz, iddiayı kazanmadım ki yemeği siz ısmarlayasınız.” “O zaman emir veriyorum. Şu işi bitirir bitirmez birlikte yemeğe gidiyoruz. Ve hesap benden.” Gülüştüler. İ...
...merhamet gösterdiği zamanlardı. Pek sohbetimiz yoktu. Selamlaşırdık, bazen havalardan bahsederdik. Bir türlü ısınmayan, bir türlü soğumayan havalardan. Bir defasında dükkânın önünden geçerken içeri çağırdı. Gel yeğenim gel. Anne...
..., yerini binalara ulaşamadan dağılan hırıltılara bıraktı. Ardından, Ezgi’nin nispeten rahatlatıcı sessizlikte ısınmış yüreği titredi, kasılmış dizlerinin bağı çözüldü. Odada gezinen ürkek bakışlarındaki arayış nihayet gevşedi....