...n hiçbir yiyeceğin olmadığını çok kısa bir sürede kabullendi. Büfeden aldığı ekmeğin köşesini kırarak bir iki ısırık aldı. Çiğnerken gözlerini evin içinde gezdirdi. Kırmızı koltuğun üstünde kuruması için bıraktığı eşyaları kal...
“ıs” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
ıs, ısaacin, ısabel, ısabelde, ısabelden, ısabeldi, ısabele, ısabeli... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...ıslatana. En yaşlı yerinden başlamalıydı daha da yaşlanmaya. Böylece kimse anlamayacaktı yanaklarının nemini. Islak gözlükleri ışıkları, yolları, yılları kırıp, bin parçaya bölüp onu evine kadar götürdü. Sırılsıklam daldı apa...
...ı da öyle geliyor. O yüzden arkamı dönüp çamurlu bir patikada yürümeye başladım; buralara yakın bir yerde çok ıssız bir çavdar tarlası olduğunu biliyordum. En azından çok karanlık değildi, ben de tarlayı görünce çok sorgulama...
...misin sen?" dedi. "Süperim, şekerim!" dedim, göz kırparak. Ergen suratıyla bana tuhaf tuhaf baktı. Çantamdan ıslak mendil çıkardım, oğlumun yanaklarında bıraktığım ruj lekelerini sildim. Annem "hadi bırak ben silerim, geç ka...
...dı, sığındı, yanıldı da doğruldu. Kucağını açtı kulağından önce yarına. Karıştığı sulara benzemedi. Olduğuyla ıslattı düştüğü yeri. Maddenin iki hâli arasındaki gelgitlerde özünden taviz vermeden tebdil-i kıyafet dolandı durdu....
...lağanca sabır ve daha bir sürü şey saklıyor çünkü. Çok yoruldum. Azılı manyakların peşinde koştururken hayatı ıskalamaktan… Yorgunum ama pes etmiş değilim. Benim işim biraz da başkaları hayatı ıskalamasın diye uğraşmak çünkü. On yed...
...bulmadı. Annesinden reçel, Charlie Chaplin ve Orson Welles hakkında hazırladığı dosyaları getirmesini istedi. Islahevi yetkilileri onun tuhaf sinema saplantısını kötü geçmiş bir çocukluk dönemine yordular. Truffaut'a sempati duy...
...en ıslandın? Yaşadığından mı yaşlandığından mı? Ne önemi var? Islandın diye kurumayacak mısın? Kurusan tekrar ıslanmaz mısın? İçinin iklimlerinde istikrar kaç ülkenin adı? Yüz ölçümleri desen dün yaşadığının karması. Sınırların...
...a" dedi. Gülüştüler. Küçük çocuk gülüşmelere kulak kabartıp yanlarına geldi. Ayakları soğuktan pembeleşmişti, ıslak toprağın üzerinde iz bırakarak yürüyordu. Elleri, ağzı turuncu renge bulanmıştı. Baran’ın yamalı pantolonuna...
...annesinin omuzunun üzerinden bir süre bu ot yumağını izledi. Güneş tepedeydi şimdi. Başlarda, enselerde duran ıslak çember ve havlu parçaları da fayda etmiyordu. Bu sıcakta, ellerdeki ve sırtlardaki yükler, sanki iki kat daha...