...afam uzaklaşıyordu sanki. Sıcaktandır, dedim. O an olan her şeye “sıcaktandır” diyebilirdim. İleride ufak bir ağaç. Yapraklarının rengi henüz güneşte ezilmemiş. Gölgesinde soluklanayım, diye düşündüm. Fakat vardığımda ağacın...
“ağaç” sözcüğü
64 yazıda 72 geçiş bulundu.
ağaç, ağaçla, ağaçlar, ağaçlara, ağaçlarda, ağaçlardan, ağaçlarla, ağaçları... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...m, ona kavuşmaya henüz hazır değildim. Sokağımız sadece bahar geldiğinde ışıldardı, pembe, mor çiçekler açmış ağaçlar ile. Son bir kez Sırça Apartmanı'nın beşinci katına, ona baktım, kalbimin en derininde istediğim tek şey ona...
...ev kırmızıydı en yağmurlu gününde Çünkü ben geldim Hasret, mesafe kadar kısa bir kelime İçten içe çürüyen bir ağaç gibi Aylar sonra gösterdik yıpranmışlığı Budandık diyemem ama katledildik Hiç beceremedim ayrılıklardan sonra...
...3 Bekledikçe geçecek günler. v34 Sabır dediğimiz şey, evimize giden yolun kaldırım taşlarıdır. v35 Evimiz bir ağaç gölgesidir; günbatımı manzarasıdır. v36 Evimiz, iki çocuk artı bir balkondur. v37 Bu gece, sana bir güneş dah...
...işini bir bekçi gibi beklemektedirler. Haliç metrosundan geçerken, tramvayla geçerken ya da otobüsle geçerken ağaçların arasından yükselen Yangın Kulesi ilk olarak 1749 yılında ahşap olarak inşa edilmiştir. Fakat 1774 yılında büy...
...atılmayan şu koca şehirde dalaşacak, kavga edecek bir Allah'ın kulu yok diye hıncımızı çöplerden, banklardan, ağaçlardan çıkartıyoruz. Neyse ciğerim, artık döve döve mi dersin dövüle dövüle mi ben bilmem, bu kıyılara kadar düşüyor...
...aadet Bir minik yetim kadar Bu sonbahar Şiirler de pek yersiz Sanırsın aksak bir ceylan Yahut bir körpe filiz Ağaçlara can uzatan Mısralar değil Biziz, biz Yazan: Fatih Mehmet Araz
...can çekişen gölgesinin dibine uzanıyor. Ayak parmakları bir parça küle değiyor. Yumuşacık kül, Anuş’un söğüt ağaçlarının serinliğinde ürperen teni gibi. Sessizliği Anuş’un sessizliğine karışıyor. Gürültüyle kırıyorlar kapıyı ama M...
...arı umursamadığını da söylüyor-pek fazla yürümüş ve koşmuş olsa gerek ki gri renkli şehirden çıkmıştı, upuzun ağaçlar ve görmediği kadar mavi akan bir sürü ırmağın içinde, ormandaydı. Düğün çiçeklerini, akşamsefalarını, papatya...
.... Ah, bir bilsem hangi kuş cıvıltısı doyurur kalbinin açlığını... Bir bilsem... Kuş yuvası olur, çıkardım her ağaç dalında, her çatı aralığında karşısına, ah, bir bilsem... Bir bilsem bilmediğimi, bildiğimi sandığım her şeyi...