...diğinde, bu ana dair hatırlayabildiği son şeyler, kanayan dudağının sızısı ile parmaklarının arasındaki yanık acısı olacaktı. Şuursuz vaziyette birkaç saniye durabildikten sonra sırt üstü taş zemine devrildi. Kel kafası yerde...
“açısı” sözcüğü
17 yazıda 17 geçiş bulundu.
acısı, acısıdır, acısına, acısından, acısını, acısının, acısıydı, acısıyla... eşleşmeleri dahil edildi.
...ile samimi ve gerçekçi bir biçimde kurulup geliştiriliyor. Bir oyuncunun tiyatral becerisini kanıtlayabilmesi açısından tam anlamıyla biçilmiş bir kaftan. Zor demek tam olarak tariflemiyor bence, oynanması, özellikle Martha karak...
...tora gösterelim sonra gidip ayakkabı terlik birşeyler alalım" dedi. Yalınayak koşarken parçalanan ayaklarının acısı oğlanın yüzünü buruşturmasına sebep oldu. "Ye" dedi Hıdır çatalı uzatıp iki gözünü aynı anda kırpar gibi kapa...
...metreyi bulan bir yaratığın insani boyutta kadraja sığdırılabilmesi ve olaylara dahil edilmesi çekim tekniği açısından oldukça meşakkatli bir iştir. Film izlenirken bu önemli sorunun çok başarılı çekim açıları kullanılarak aşıld...
..., sevdiğini söylediğin anların kırılmış parçalarını, bakışlarının sarhoşluğuyla devirdiğim şişeleri, ihanetin acısını, birikmiş gözyaşlarını, ellerinin ellerimde bıraktığı silinmeyen izleri… Hiçbirini atmıyorum. Bırakmıyorum, u...
...dini şanslı hissederdi. Aynı zamanda bu zorluklar Berk’e farklı kazançlar da sağlıyordu. Mesela, hayata bakış açısı oldukça değişmişti. Ailesi ile yaşadığı dönemlerde herkes gibi ev eşyalarını sadece üretiliş amaçlarına uygun...
...latasaray Lisesi’nde geçmiştir, bu lise gerek öğrencileri gerek öğretmenleri ve eğitimiyle ona yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. 1970 yılına gelindiğinde ise Haldun Taner'in öncülüğünde Ahmet Gülhan, Zeki Alasya ve Metin A...
...gülerken yarışırcasına ötüşürken, Nuri konuştuğunda belki de anlattıklarının ses tonuna yansıyan dehşetinden, acısından, korkusundan hayretinden birbirlerine yaklaşıp sinerek suspus olur, duyduklarının ağırlığıyla bırak ötmeyi bi...
...farkettikten kısa bir süre önce, insanların iyi olduklarına inanmıştım. Bu, küçük bir çocuğun insanlığa bakış açısından çok da farklı olmamakla birlikte affedici tanrıların varlığına inanmamla hemen hemen aynı şeydi. Elbette, ben...