...rsin diye yaratılan cılız bir karıncadan, İsmi mezar taşından kimliği dünyadan silinmiş unutulmuş bir ölüden, Açmadan kuruyan bir gül goncasından, Yarım kalmış şiirlerden, Onca güzel şiir kimler için yazılmış, insanlar nasıl ac...
“açmadan” sözcüğü
13 yazıda 14 geçiş bulundu.
...yanağında gamzesi belirdi. Görmedi kadın. Mutfağın, kapının sağ tarafında kaldığını anlamıştı çocuk. Işığını açmadan görebilmişti tezgâhta duran ekmek dolu tabağı. Hemen kapıp içeri getirmişti. Tabakta onu bekleyen türlüye bak...
...bii kızım tabii, kurt kocayınca köpeklerin maskarası olurmuş,” yanıtını duymaz olsaydım. Hamurları ambalajını açmadan çöpe götürmek üzere elinden alırken “Aşk olsun baba,” demem, yüreğimdeki acıyı ne kadar saklayabildi bilmiyor...
...artık” diyor. “Hele bir yarın olsun da ısmarlarım kendime.” Çay istiyor kırmızı ceketli kadın, küçük masasını açmadan önce ceketini çıkarıp katlıyor ve sol yanına kıstırıyor aceleyle. Kollarını sıvıyor, çay içmeye hazır artık....
...gibi. Konu komşu, “yine delirdi bu gençler,” diye duvarları tıklatmamışlar gibi… Yumruklarını sıktın. Mektubu açmadan yakmak istedin. Bütün hıncını yanan kâğıdın ateşine gömüp yok etmek, her şeyi unutmak istedin. Düşündüğünü ya...
...bulantılar. Değil yataktan kalkmak, gözümü dahi açamıyordum. Çubuk krakerle hayatıma devam ediyordum. Gözümü açmadan yiyebiliyordum nasılsa onu. Artık kendim için bir şeyler yapmam gerekiyordu. Ve kendime kocaman bir jest yapt...
...attı. Gülümsedi. Çantasını aldı. Özel eşyalarını koyduğu koliye göz ucuyla bile bakmadı. Muhasebenin kapısını açmadan kendisini dışarı attı. Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Gözyaşlarını lodosun gözyaşlarıyla tereddüt...
...ş seslendi. Bana kargo geldiğini, kuryenin danışmada beklediğini söyledi. Danışmada zarfı teslim aldım. Zarfı açmadan elimde bir süre çevirdim, üstünde pembe bir vapur logosu vardı, gönderen kısmındaki adres tanıdıktı. Beşiktaş...
...e koklamaya çalışan. “Gördüm” der Zeliha. Kalbimle gördüm hem de Hiç kapanmayan gözleriyle bana bakanı Ağzını açmadan dışarıya çıkarmış diliyle beni koklayanı… Kendi kuyruğunu yiyen yılanı… Tanıdım ben. İnsanlar neden yılanlard...
...Sırtımı ağaca yaslamışım, bacaklarıma uzanmış başı okşuyorum, saçlarına dokunuyorum. “Salih” dedim. Gözlerini açmadan elimi tuttu. “Sonu olmayan bir boşluğa düştüğü halde asla kaybolmayan şey nedir?” Kalbim fırlayacaktı yerinde...