...acımasız küçük. Bir hasret ki sorma eskiye, yeniye gücümüz yetmiyor. Yıllar geçtikçe, yerimizde sayar olduk. Adımlarımız baş aşağı. ‘O kadar çok şey geçti ki gözlerimizin önünden, sonunda hiçbir şey göremez olduk.’ Kalabalığın ver...
“adı” sözcüğü
164 yazıda 204 geçiş bulundu.
adi, adil, adilik, adios, adiyat, adiyi, adı, adım... eşleşmeleri dahil edildi.
...a ana karaktere yönelik yoğun hisler yarattığını söylemek lazım. Zira kitabı okurken insan kendini bazen onun adına üzülmüş, bazense ona son derece sinir olmuş olarak buluyor. “Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o...
...inde yayınlanmış, bir ilk roman olmakla beraber bundan daha fazlasını ifade eden bir kitap Kaybolan, orijinal adıyla Der Verlorene. Hans-Ulrich Treichel’in kaleminden çıkan bu incecik, ince bir hüzünle dolu kitap bize neler an...
...mi gibi birisi olamamıştı hayatı boyunca. Ayağına öylesine geçirdiği lastik terlikleri ses çıkartıyordu, bana adım adım yaklaştığını görmeme gerek kalmamıştı. Başımı kaldırmadım gazetemden. Öksürdüm içimden gelmeyerek, zorak...
...en karşıma çıkan kirli sarının heybetliyle anlıyorum bu lafın masal olduğunu. Elektrik çarpmışlığındayım. Bir adım geri gidiyorum ister istemez. Avuçlarıma yuvalanmış tırnaklarım yerlerini iyice sabitliyor. Göz gözeyiz. Onun...
...İçin Bir Kelime - Emily Robbins 294 Sayfa - Altın Kitaplar "Amerikalı bir öğrenci olan Bea aşkın doksan dokuz adını bilir. Ancak bilmek yetmez. O, gerçek aşkı tatmak, Leyla ile Mecnun’un büyüleyici aşkına şahit olmak ve kal...
...ak değil; kendimize duyduğumuz güvenlik olarak görmeye başlayalım. Sonrasında da bu ufak sorunu çözen gerekli adımları atmaya başlayalım. Ortada tek bir mavi taş (ya da cam, genelde nazarlıklar camdan yapılıyor) kalmayana kadar,...
.... Aslında çok çok önceden kavilleşmiş olduğunu o günlerde öğrendi. Mavi çiçekli beyaz elbisenin kayganlığında adını koyamadığı bir şeyler de içinden uçup gidiyordu. Osman, beyaz pantolon ve mavi gömleğiyle ortalıkta geziniyor...
...kıpır kıpır. Saate baktım, herhâlde henüz kimse gelmemiştir diye düşündüm. Fakat çok geçmeden yanıldığımı anladım. Deniz kıyısında ayrılan masada beş altı arkadaşım oturuyordu. Kucaklaşmalar hararetliydi. Hâl hatır sorarken...
...diyordu. Bir zamanlar, bazılarını öfkelendirmeye dahi yetebilecek o iyimserliğinden eser kalmamış; attığı her adımda bir şeylerden şikâyet eden, uykusuzluk çadırında kamp yapan, küle dönmüş hayallerinin üzerine uzanıp boşluğa...