...ere yıkadım gözlerimi sevda hep derin İnsanlar hepsini kırdı tutunduğum dalların Ürken bir kedinin gözlerinde ağaca çıktı ağıdım Suda yosunlara takıldı kanatlarım Ben bu dünyanın kapanmayan yarasıyım Kimse-ler anlamıyor beni...
“ağaca” sözcüğü
26 yazıda 32 geçiş bulundu.
...m filizlenmedi toprağa gömülmeden Ve ağaçlar yeşermedi bahar gelmeden. Gizlendi tohum toprağa, doğanın yeşili ağaca, Yaşam sırda çıktı ortaya. Ey insan, toprağın sırrında kavuştun varlığa, Tohumlar senin için serpildi toprağa...
...ır büyür göğüs kafesimde. Öyle metruk bir hâl aldım ki zamanla Bilse hakkak özümün pahasını Dokunmazdı hiçbir ağaca. Yazan: Fatih Recep Bozdağ
...m, güvendeyim zannederim. Ağaç fena değil. Seçme şansımın olduğu da söylenemez zaten. Kaybedecek zamanım yok. Ağaca, hayatım buna bağlıymışçasına tutunuyorum, bir nevi öyle de. Hızlı olursam, dallar, yapraklar ve gökyüzü aras...
Bazı şarkılar okaliptüs ağacı gibi. Bilirsin, okaliptüslerin görevi bataklığı kurutmaktır. Neden bir ağaca böylesine bir yük verilir ki? Biz sabah 8 akşam 6 çalışırken yoruluyoruz. Onlar bataklık kurutuyor. Bazı şarkılar çiko...
...zansaydı oğlu. Radyodan dinlediği şarkı yüzündendi tasası. Hani o “Sen gideli yedi yıl oldu; ektiğin fidanlar ağaca döndü” diyen. Elbet bir bildiği vardı şarkıların. Alimallah oğlu da İstanbul'a gidip dönmeyebilirdi. Ninesi o...
...değişse daha iyi olmaz mı? Ya o masa! Üzerine konan onca yükü istiyor mu gerçekten? Ustası şekillendirirken, ağaca sormuş muydu masa olmak isteyip istemediğini? Eziyetini anlatmış mıydı? Bir masa olmanın başka bir şey olamam...
“Başka türlü bir şey benim istediğim, ne ağaca benzer ne de buluta, burası gibi değil gideceğim memleket; denizi ayrı deniz, havası ayrı hava.” Bu dizeler bu memleketi Nâzım gibi seven Can Yücel’e ait. Toprağına kurban olanla...
...ttiği eski semtine son kez baktı: bakkala, kuruyemişçiye, kasaba, bisiklet tamircisine, küçük meydandaki kuru ağaca, suyu akmayan tarihi mermer çeşmeye, çocuklarının kimi zaman koşarak kimi zaman ayaklarını sürüyerek gittikle...
...er. Irzına geçilmiş gemiler vurur limana. Çatlıyor göbeği sabahın Bir ezan sesi duyuyorum uzaklarda Sarılıyor ağaca gövdem kuruyor yalnızlıkta. Bir bilseniz ne saçmalıklar besliyorum Anlamı olmayan düşler kuruyorum geceleri....