...bitirdiğim andakinden kat kat fazla. Nazik ve usulca yazarken harfleri, sayıları yan yana, ucumun körelmesine aldırmayacak kadar kaptırırım kendimi. Zevkin; kim olduğunu ne olduğunu niye olduğunu unutturan varlığına teslimim. Kağıdı...
“aldırma” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
aldırma, aldırmadan, aldırmadı, aldırmadım, aldırmadın, aldırmak, aldırmaksızın, aldırmamaya... eşleşmeleri dahil edildi.
...ri bu düşüncesini tüm çıplaklığı ile yansıtır. "Bana öğüt verenler, zamanla delirdiler. İyiki dediklerine hiç aldırmadım. Beceriksizliklerim onları öyle üzdü ki saçları ağardı ve buruştular. Mideleri de artık kestaneleri öğütemez...
...indir güz aşk ile meşk ile avunmaz "Halin nicedir" sorana gam yükü anlatılmaz Cihan bi-sükûn giryebara zinhar aldırmaz Hem derd sensin devanı özge canda arama Zünnar kuşandın ki o beden penagâh bulmaz Bikes haline içtiğin mey de...
...e durup bir an kararsız kaldıktan sonra içeri girmeyecek, Kalamış parkına yürüyüp bir banka çökerek kimselere aldırmadan hıçkıra hıçkıra ağlayacak kadar darmadağın. -sürecek-
...bir zaman peşimi bırakmayan gölge anlar. En mutlu zamanlarımı zehire çeviren anlar. Boğazıma düğümlenip nefes aldırmayan anlar. Kaçıp kurtulamadığım anlar... *** Adamdan bu kaçıncı olduğunu hatırlayamadığım bir haykırışıklık daha;...
...bu adamı herkes tanıdı camiada, insanların korkudan mı saygı gösterdiklerine, saygıdan mı korku duyduklarına aldırmadı Kemal, yürüyen namının sefasını sürdü. Hoşnuttu halinden, sadece aklına Hıdır ve Nuri düştüğünde zapt edilmes...
...rabalar ile takibe başlamıştı. Jacob yerden kalktı. Seke seke araca bindi ve arkasından gelen silah seslerine aldırmadan telefona sarıldı. ‘Geciktin!’ ‘İstediğin şey bende, onu bırak.’ ‘Gelince kendin alıp götürürsün onu, zamanın...
...zgar kesiyor insanı ince ince, İstanbul böyle çille -peçe görmedi uzun yıllardır. Denizin rengi havaya soğuğa aldırmadan boğazın bir kısmında yeşil, bir kısmında tirşe, birazında lacivert, az ileride koyu gri . Nuri her sabah deni...
...çeker, bedenler her daim yorgundur bu köyde. Bir tek Muhammed karanlığa direnirdi zayıf ve bitkin çocukluğuna aldırmadan, umuda çıplak elleriyle dokunurdu. Kör bir Zeynep Ebesi vardı. Anacığı tarladan geldiğinde hem kendi annesine...
...erindeki hüzünle tebessüm ederek “Tesbih almak ister misiniz” diyor yeniden. Ve kendini umursamayan bakışlara aldırmadan kendi yolunda kayboluveriyor. Önümde muhteşem bir İstanbul manzarası ve hiç bitmeyen bir yol… Tüm gün amaçsız...