...kış demeden konteynırların başındaydı. Sadece uyumak için tarihin kucağına gittiğinde ayrılıyordu oradan. Kış bahara dönüyordu. İsmail Bey sabah erkenden kalkmıştı. Pencereden başını uzattı. Güneş parlıyordu ama hava sertti. A...
“bah” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
bah, bahai, bahane, bahanede, bahaneler, bahanelerden, bahanelere, bahanelerin... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...diğimiz hayatı elde etmeliyiz. Bahsettiğim analizler birçok tekerrür gerektirir, çokça sabır ve bolca azim... Bahsi geçen tekerrürün bozulması durumlarında karar mekanizması olduğunuzun farkına varırsınız. Sabah güneş doğmada...
...ı. Daha sonra elime asla silah almayacağıma dair yemin ettirdi. Ona ihtiyaçlarımdan ve bana kalacak servetten bahsettim ve bu işi kendisinin yapacağını söyledi. Eğer izin verirsen, seni dedem vuracak.’ ‘Dedem vuracak ne demek Se...
...belki de hiç haberdar olmayacakları büyükannem sayesinde olacak. Onlar da çocuklarına ve onlar da çocuklarına bahsedecek, dünya sonunda iyileşinceye ve kimsenin çocuklarına bunlardan bahsetmesine gerek kalmayıncaya dek. Hepsi ise...
...dedim. Gülümsedik. “Artık çay içmiyorum,” dedi. Neden diye sorunca doktorun saydığı birçok anlamsız önlemden bahsetti. Çayımdan bir yudum alıp ona bakmaya devam ettim. Ben Münevver’e baktıkça, o da sanki aklımdan geçirdiklerime...
.... Buradan kurtulmalıydı. Elleri titriyordu. Kendini mantıklı düşünmeye zorladı. Heybetli binanın geniş, beton bahçesinin tam ortasındaydı. Olduğu yere bağdaş kurdu. Cebinden sigarasını çıkardı. Boncuk boncuk terlemiş olan, yakında...
...okulun yakınında bulunan delikanlının alışveriş ettiği bakkala geliyordu. Bir kez buluştular Bursa'da bir çay bahçesinde. Döndükten sonra delikanlının bakkala, “Mektup var mı?” sorusu “Yok, valla” cevabı almaya başladı ardı ardına...
...buk geçti gitti!" Lumière'lerin bir başka önemli filmi, L'Arroseur arrosé (Sulanan Sulayıcı) adını taşır. Bir bahçıvanın bahçe suladığı bir hortuma, bir çocuk ayağıyla basınca su kesilir. Bahçıvan, ne olduğunu anlamak için arkas...
...ı sendin, sen olmalıydın. Yakana bir gül takarsın sen gül olur, gül kokarsın; ama sen bir bahçıvan olmalı her bahçeye, bir gül olmalı, bütün âlem gül kokmalıydı. Fikirlerinin kokusunda sarhoş olmuştum, ben bu yüzden öğretmen ol...
...den dökülen kan yerine tuzlu damlalardı. Hüseyin sonunda yarım kalan konuşmaya geri dönebilmişti. Bir kazadan bahsediyordu telefonun öteki yakasındaki adam. Ölen yaşlı bir adammış. Genç olan, küçük bir baygınlık içindeymiş o sıralar...