...ama hiç sitem etmez hatta burnu havadadır, yukarıdan bakar benim gibilere. Zavallı bebelerim, diyerek o ezici bakışlarıyla acımsı gülücükler gönderir her seferinde… Yok, yok. Ben, Nihal gibi… Tek başıma… Ufak at, serçeler de yesin…”...
“bakış” sözcüğü
78 yazıda 92 geçiş bulundu.
bakış, bakışa, bakışamadık, bakışarak, bakışla, bakışlar, bakışlara, bakışlarda... eşleşmeleri dahil edildi.
.... - Otur diyorum sana! Babasının saçsız kafası hâlâ elindeki gazeteye gömülüydü. Kız, yan tarafta oturanların bakışlarını üzerinde tepeden tırnağına kadar hissedip vücudunu dikleştirdi. - Hayır! - Sen o yakanın düğmelerini mi açtın...
...lundan tuttuğum gibi okulun arka tarafındaki banka sürüklüyordum… “Cahit, Ali beni öldürecek!” dedim. Meraklı bakışlarıyla: “Neden, niye öldürsün seni?” Dudaklarımın kuruluğunu dilim ile tazeledikten sonra: “Sabah okula gelir...
...eyen, yoksulluklarını sessizce haykıran topluluğa bakıyorlardı göz ucuyla. Burada ne işleri bulunduğunu soran bakışları gizleyemiyorlardı. Yaşlı büyük ortak konukları selamlayıp dev ekrandan gözlerinin ayırmamalarını rica etti. O...
...n taşıma işine el atmak zorunda kaldım. Deniz bana, içinde gizli bir minnettarlık ifadesi taşıyan kaçamak bir bakış attı. Bir anlık bir şeydi, ikimiz de göz göze gelmekten özellikle kaçınmıştık. Böylece, büyük valiz Deniz'de,...
...emediklerini görüyor köpekler, diye aklından geçerken köpek yolunu kesti, dikildi karşısına. Durdu. Uzun uzun bakıştılar. Önce kuyruğunu salladı, ardından gelip ayaklarına sürtündü. Sen ölmedin, diyordu sanki. Buz kesmiş vücuduna...
...m; Sevmek kolay olsun istedim. Bir bardak su içer gibi Soluk alır gibi Umutlanır gibi Sevmek istedim. Senin o bakışların var ya, korkaktı! Korkak bakıyordun aklından geçenlere. Çoktan geçip gittiler aklındakiler; Şimdi senin baktı...
...an odaya alınmaya başladılar. İçeri girenler kendilerini bekleyen teknisyenin söylediklerini iki etmeden, ilk bakışta, uzanan kablolar hariç diğerlerinden farkı bulunmayan bir koltuğa oturuyorlardı. Görevlinin yönlendirmesine g...
...e. Sonra da alçak ancak uzağımda olmayan, ruhumu sağaltıp ona diginlik verecek olan o nahif sesi beklemiştim… Bakışlarımı karşılayan şey; kapının ardına sığmayan, odayı doldurmak, ışıtmak, bütün kabahatlerimi, kâbuslarımı, yalnız...
...al rengine bürünmüştü. Sessizce birbirimize baktık, anlam veremediğim uzunca bir süre. Çok da anlamlı değildi bakışların, uzaklarda bir yere dalmış gibiydin. Kendi gözlerimi görmesem de ne kadar hüzünlü baktığımı tahmin edebiliyor...