...bize. Bu sefer ekip olalım.” dedi ve devam etti planları anlatmaya. Bense uyuşturucudan sonrasını dinlemedim. Başımı ve yüzümdeki ifadeyi onu reddetmek için kullandım. Sinirlendi Mesut. “Ne biçim adamsın lan sen! Sana güvendik...
“başımı” sözcüğü
54 yazıda 65 geçiş bulundu.
basımı, basımından, basımını, basımının, başımı, başımın, başımız, başımıza... eşleşmeleri dahil edildi.
...or. Narkozun etkisini atamamış hala. O zamanlar bile yaşlı vücudu. “Annesinin gülü” diyor bana. Gülümsüyorum, başımı eğiyorum. Hastane kokusunu ilk o zamanlar çekiyorum içime. Nedense unutmayacağımı biliyorum. ***** 14 yaşında...
...umda da değildim. Bir şey boğazımı sıkıyor, nefes almama en gel oluyor gibiydi. Amaçsız bakışmalardan kaçınıp başımı pencereye dayadım ve karanlığı izlemeye verdim kendimi. Vagon boşalmıştı neredeyse. İleride altı yedi kişilik...
Duydun mu gönül başımıza geleni? Yarin aklında, başka bir yar varmış... Sen, katsan da gündüzüne geceni, Yarin uyandığı başka sabahlar varmış. Kimseye sezdirme gönül matemini, Kimse bilip işitmesin elem kederini. Sende sil gitsi...
...için yanıma yaklaştıklarında daha ağızlarını açmadan kafamı hafifçe yere doğru eğiyordum sağ olun anlamında. Başımın sağ olmasını istemiyordum çünkü. Annemin ölümüne kanunen olmasa bile sebep olmuş bir babanın sağ olması hoşum...
...- Sanayi mahallesine dayı, sen nereye? - Ben Mecidiyeköy’e çıkıyom, orada bakarsın artık başının çaresine. - Başımın çaresi şimdi kim bilir hangi omuzlarda kafa s.kiyor be dayı. - Yaman şakacıymışsın delikanlı. Memleket nere?...
..., zamanda koşuyoruz. Botlarımız ayağımızı sıkıyor şöyle bir bakıp hiçliğimize koşuyoruz. Yahut şapkamız halen başımızın üstünde mi, şöyle bir yokluyoruz, devam ediyoruz. Hayatın içinde sürüklenip gidiyoruz, sorgulamadan hayatın ö...
...yumuşakça omzuma dokunduğunu hissettim. “Günaydın!” diyordu annesi, “üşümedin mi?” Onun bu sözüyle yere bakan başımı göğe doğru çevirdim. Gün aydınlanıyordu ve ben, serin bir sonbahar gecesini bu bankın üzerinde geçirdiğimin f...
...ek, sadece sen ve ben olsak. sever miydik birbirimizi? Yalnızlık diye bir kelime uydurur muyduk? Yoksa yalnız başımıza yaşamanın ağırlığını bir yük olarak değil, bir nimet olarak görür müydük? Görüyor musun? Paralel evren yani.....