Kara bulanması gerekir ayakkabılı çamurların Tarama kaşlarını, dağınık kalsın çoraplar Akıp giden de nehir değil, akıp gitmez düzgün balıklar Birini öldün mü, o biri ölmez Yalnız atlara da üzülme Yanı başlarında erkeksi direkler...
“bulan” sözcüğü
45 yazıda 46 geçiş bulundu.
bulan, bulana, bulanacak, bulanan, bulananlar, bulandı, bulandıran, bulandırdı... eşleşmeleri dahil edildi.
...ma salonuna takılmaya başladı. Film gösterimlerine kaçak girerek en ön sıraya oturdu ve bir süre sonra midesi bulanmaya başlasa bile filmlerin büyüsüyle bunu unuttu. Her gün üç film izledi. 13 yaşına geldiğinde izlediği filmlerin...
...odu aletinizi Yaşadığınız iki kuruşluk fani hayattır Hangi yalan kurtarabilir azabımdan sizi? Dün yanında can bulanlar vardı Yarın, telaşlarından kaçacaklar Dünyanın da kan kusan toplumları Bir delinin taşıyla batıdan medet umar...
...Kinugasa Teinosuke'nin dışavurumcu filmi Kurutta ippeji (A Page of Madness, 1926) bir akıl hastanesinde vuku bulan sıra dışı olayları anlatırken salt görüntüleri kullandı. Son dönem sessiz sinema görsel sanatın zirvesiydi. M...
...Tenteler şaşkın, neye uğradıklarını anlayamıyorlar. Bir yükselip bir iniyorlar. Az ilerideki tentenin midesi bulanmış olmalı ki yağmur suyunu boca ediyor aşağıdakilerin üzerine. Bahtsızlar sudan nasibini alırken kalabalık safla...
.... Ayakları soğuktan pembeleşmişti, ıslak toprağın üzerinde iz bırakarak yürüyordu. Elleri, ağzı turuncu renge bulanmıştı. Baran’ın yamalı pantolonuna tutundu. Soğanlar kavruluncaya dek öylece durdu. Onun da gözlerinden yaş geldi....
...dolmuşunda, yollarda görmek istemediğinden çok, kavuniçi renkli, baskın kavun kokulu, boyu iki buçuk metreyi bulan insanlarla iç içe evine dönmek zorundaydı. Gözlerini kapatarak yolculuğuna devam etse de, büyük bir ihtimalle...
...n bir vedalaşma? Belki? Ne kadar çok soru işareti var? Her yer soru işareti? İnsanın canını yakan bu? Zihnimi bulandıran bu? Her yer hep soru işareti? Hiç bitmiyor? Yine başladı kaygı? Bitmeyecek? Bu kaygı? O nerede? Ben neredeyim...
Onunla henüz karşılaşmamıştım. Hava öyle sıcaktı ki, taşlardan yükselen buğular her şeyi bulanıklaştırıyordu. Hangi ota bassam, güneşin kurutmuşluğu ile çıtırdıyordu ayaklarımın altında. Belki de onları ezdiğim için mutluydular. Bir otu an...
...na ateş ettiğimizi bilirim. Ah! Zavallı öteki askerlerden sabah kalkınca kulak kıkırdağının kemirilmiş olarak bulanları hala hatırlıyorum.’’ Daha fazla sırıtmıyorlardı, ilk başta camı tıklatan çocuk bedenini kırılmış camdan geçir...