Çıfıt çarşısına çıktıkça Çerimlilerin çıkıları çakılı Çoğunluk çerimli çarçabuk Çıtkırıldım çerçeve çekili Çepel elli gözü çipil Çalap çaresiz komuş değil Çukurlu çamurlu çetrefil Çığırından çekilene vermiş değil Çamura bata ç...
“çakılı” sözcüğü
3 yazıda 3 geçiş bulundu.
çakılı, çakılıp, çakılır, çakılıydı, çakılıyor, çakılıyorum eşleşmeleri dahil edildi.
...ibindeki kütüğe basıp pencereye ulaştı ve pervazın arasında sakladığı bilye çıkınını alıyordu ki, olduğu yere çakılıp kaldı. Gözleri çanağından fırlamış halde içeriye bakarken beti benzi attı. Pantolonunun ağını kaşıyan adam, f...
...li değildi. Ama ardı yüklü görünüyordu. Merdivenden ağır adımlarla indiler. Sola döndüklerinde oldukları yere çakılıp kaldılar. İleride bekleşen biri kadın üç kişi sesleri çıkmadan ellerindeki dövizleri yükseltmişler, işlerine...
...il Bey gülümsüyordu: “Gülsüm Hanım yemeği buraya getir lütfen.” Ne yapacağını bilemeyen Gülsüm elinde tencere çakılıp kalmıştı. Kâmil Bey, “Gülsüm Hanım yemekleri soğutmayalım,” dediğinde tedirgin adımlarla odaya ilk adımını at...
...asından fırlamış. “Hoşt!” demeyi düşünüyorum bir an. Ağzımda en kuvvetli yapışkan denenmiş gibi. Olduğum yere çakılıyorum. Biraz önceki halim nerede? Başım, kıçın kıçın paltomdan içeri doğru kaçıyor. Gözüme kestirdiğim taşa bir ham...
...sinden Üsküdar’a Bende her daim volta, geçmişten yarına, sonsuz semada İki kanadı eksik de olsa, ruhum durmaz çakılı hiçbir mekâna!
...şı parkta Işıksız, fayans koyda Diş sesi, ilik sesinde Dağınık kalsın, kırık tarağı tarama Yalnız, üzülme ota çakılı atlara Her beldede demirler dövülür Sarhoş üzümler serilir çöplere Atlayıp gidelim tütün kâğıtlı aygırlara At...
...sadece dinleme modunda bir seyirci iken, içeriği anlattıklarında tam anlamda zihnen ve bedenen oturduğum yere çakılıp kaldım. Neden mi? İnsan genomu, yani DNA’sı hakkında, yapılan binlerce araştırmaya rağmen, çok az şey bilebil...
...eğmemiş, gözlerinin feri hâlâ sönmemişti. O güne kadar… İki katlı evin üst balkonundaki köşesinde, sandalyeye çakılıydı adeta. Veda etmek için acele eden güneş gökyüzünü kızıla boyamıştı. Deniz, mavisini yitirmiş, gümüşi parıltıl...
yağmurun hikmetini anlar gibi. ben düşerken gözünden melaikeler tutmuyor mermi etkisiyle çakılıyorum yerlere kimselere denk gelmiyorum öldürmek için. ey vicdansızlar sokak lambaları yıldızlara denk düşer mi bastırınca karanlık ürke...