...bir bilsem hangi kuş cıvıltısı doyurur kalbinin açlığını... Bir bilsem... Kuş yuvası olur, çıkardım her ağaç dalında, her çatı aralığında karşısına, ah, bir bilsem... Bir bilsem bilmediğimi, bildiğimi sandığım her şeyi, kapans...
“dalı” sözcüğü
13 yazıda 14 geçiş bulundu.
dalı, dalın, dalına, dalınca, dalında, dalındaki, dalından, dalını... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...ü Bir açıyorum bir kapatıyorum ki anılar hep ıslak Nasıl akıyorsa kendi çocukluğuna bir saf nehir. Biliyorsun dalından düşen yaprak acıtır, koptuğu yeri Sana küsmek mi? Bilakis kör olsun bu gözler. Kalbimde bir mecnun arzusu Ner...
...e hiç hissetmediği kadar yalnız bir zamanında rastlamıştı ona. Batan güne, gözden kaybolan gemiye baktı. Ağaç dalına çaput bağlama vakti çoktan geçmişti. Deli âşık vakitleri için, zaten çok geçti. Geçmişe döndü, geleceğe baktı...
...ç parçadan oluşan ve değişik tatlara sahip meyvelerdi. Herkes, dilediği ağaçtan ve kendisine en uygun gördüğü dalından meyvelerini toplayıp yiyebiliyorlardı. İnsanlık, bu üç parçalı meyvenin her bir bölümüne ayrı bir isim vermiş...
...t bir fikir." -Christian Metz Sinema kadar hızlı gelişen ve evrensel yayılım gösteren başka bir popüler sanat dalı var mıdır? Sinemanın hızla evrenselleşmesinde önemli unsur sessiz oluşuydu. Okur, yazarlık oranının düşüklüğü...
...Bu; Seni yâd ettiğim gecelerden sadece biri. Kokunu anımsamak için gözümü kapatıyorum Ve şarkımızın anılarına dalıyorum. Aynı kocaman bir çiçek bahçesinden geçip; O kokuyu asla hatırlayamamak ve bir daha Görememek gibi. Çok yakın...
...klarım uyuşmuştu ve ellerim de. Konuştuklarımı duymuyordum. Affet Cemal. Gözlerim dışarıda, ağacın ufacık bir dalında duran kara kargada. Uç diyorum içimden, uç. O ne zaman uçarsa o zaman anlatacağım Cemal’e her şeyi. Uçmuyor....
...ardına sıralayarak, kadınların bir dakikalığına dinlenip yemek yemesine fırsat vermiyorlardı. Başka hayatlara dalınca evine yaklaştığını fark etmedi, yolun başından dönmek zorunda kaldı. Evi… Onun için hiç değişmeyen fakat gerç...
...ağzında kocaman olmuş, konuşmasına engel oluyordu. Kötüydü. Neye, nereye baktığımı bilmez bir halde uzaklara dalıyordum. Kapı, salondaki eskimiş çekyat, yerdeki kenarları eprimiş halı, tüplü televizyon... Her şey öylesine yabancı...
...niden kurduğumuz şehirleri vaktidir solgun bakışlar yakmaların tokatlanmış çocukların alnına yazıldığıdır acı dalında emanet yapraklar aşkına hu ve güzün şahsında yitirilir kasımpatları. 6. erik çiçeğinin ve tarla kuşunun, acem...