...ete geçiyor, adımları hızlanıyordu. Yumuşak hayalleri olan, demir gibi sağlam bir sokak kızı. Ellerini yukarı doğru kaldırarak yıldızlara baktı. Açlıktan dönen başının etkisiyle sanki kanatlanıp uçacak gibiydi. Seni de affede...
“doğru” sözcüğü
460 yazıda 967 geçiş bulundu.
doğru, doğruca, doğrucu, doğrucuydu, doğrudan, doğrudur, doğruladı, doğrulamadı... eşleşmeleri dahil edildi.
...arı sevin! Çünkü onlar yanmasını bilenlerdir. Kıymeti el üstünde tutanlardır ve sevmenin hakkını verenlerdir. Doğru söze ne denir, dedi bir kadın. “Yanmasını bilenler, evet... Ben de öyle düşünüyorum” dedi başkası. “Bir kutsa...
...Genç adam da. Göz göze geldiklerinde siyah takımlı adam eğildi, siyah köpeğin başını bir kez daha okşadı. Tam doğrulmuştu ki önüne düşün şeyin çıkardığı sabah sessizliğinde yankılanan sesle irkildi. Takımı ucuz kurtardık, diy...
...k olursak, insan tarih boyunca zamanın ruhu tarafından hapsedilmiş, tesiri altında kalmıştır. Yaşanılan çağın doğruları, sanat, ahlâk felsefe vb. algısı tıpkı din, çocuk konuları ve temaları gibi ‘duyarlılık gerektiren’ içerikler...
...oplantı odasının kapısı açıldığında yuvarlak masanın etrafındaki dört çift göz içeri giren işçiye döndü; daha doğrusu yük arabasındaki büyük koliye. Üç şirket ortağı ciddiyetini bozmazken coşkusu her hâlinden belli Müdür yeri...
...yumu geçtiğini ilk defa fark ettim, köpeğin sahibini görebilmek için etrafıma baktım. Minik bir top gökyüzüne doğru fırlayıp çavdarların arasına düştü; çok uzağımda değildi, genç bir çocuktu oradaki. Başında hasırımsı bir şap...
...alardan, vodvillerden ve müzikhollerden fırlayan komedyenlerin, vantrilokların cirit attığı 1920'lerin sonuna doğru sinema, diyalog denli etkili bir görsel anlatım biçimi geliştirmişti. Ara yazılar diyaloğun yerine geçerken,...
...rları silkeledi. Sokak öylesine sessizdi ki, kendini büyük bir gürültü çıkarmış gibi hissetti. Sokağın sonuna doğru yürümeye devam ederken, az önce fark edilmeyen bir şey çıktı ortaya. Bir ayağı diğerinden daha kısaydı. Aksıy...
...aha zeki olamazdınız; çünkü doğa kesinlikle buna izin vermezdi. Zamanınız gelene kadar ormanın derinliklerine doğru hiç yorulmadan ve korku hissetmeden yürümeye çalışırdınız; ormanda ölmek için yine ormanda yaşamak, bu tezat...
Arkadaşının doğum günü vardı o gün. Nehir çalışmaktan doğru düzgün bir zaman bulup da hediye almaya çıkamamıştı. Zaten oldum olası sevmezdi hediye almayı. Sadece birine almayı değil kendine hediye alınmasından da hoşlanmazdı....