...ndini epeyce zorlayarak kalktıktan sonra odanın her tarafına sinen içki kokusuna aldırmadan odasının kapısına doğru yürümeye başladı. Nereye gittiği hakkında bir fikri yoktu. Kapıyı açtığında duyduğu müzik ona evde yalnız olm...
“doğru” sözcüğü
460 yazıda 967 geçiş bulundu.
doğru, doğruca, doğrucu, doğrucuydu, doğrudan, doğrudur, doğruladı, doğrulamadı... eşleşmeleri dahil edildi.
...daha sövecek. Otobüsün arkasından koşan adamın hikayesini okurken adamın hareketleri hızlandıkça o da yerinde doğrulup daha hızlı okumaya başlayacak. Yahut bacağındaki dikişleri aldırmak için hastaneye giden çocuk için üzülec...
...eslimat gününün Salı günü olduğunu gören yönetici, Perşembe günü teslimat yapıldığını görünce “Benim formülüm doğru ama çalışanlar formüle göre çalışmıyor.” diyebilir. Tam da bu noktada güven çatlakları oluşmaya, fikir ayrılı...
...Çağa, yeni bir çağın habercisidir; bunu herkes bilir. Sıfırdan bilgi biriktirme süreci başlamıştır, eskilerin doğru bildikleri hataları ayıklamaları gerekir, yeni çağın ihtiyaçları doğru bir şekilde değerlendirilmeli ve cevap...
...ştu: “Ne hissediyorsun? Onları anlayabildin mi?” Robot Sara, başını bembeyaz odanın içinde olan tek pencereye doğru çevirdi. Zihnine yüklenen görüntü ile gördüğü görüntü arasında oldukça büyük bir fark vardı. Zaman çok ilerle...
...bı okumayanlar için spoiler niteliği taşıdığını not ederek devam edelim. Zamanın bizim algıladığımızın aksine doğrusal ilerlemediği, hatta bir zaman makinesi icat edilse bile geçmişe gitmenin imkânsızlığı gibi konular daha önce...
...ahretliği Necla’ya zor atmıştı kendini. Hiç konuşmadan anlaşırdı onlar yıllar yılı. Yine öyle olmuştu. Akşama doğru eve dönmüş kendini yatağa bırakmıştı. Yanacak canı kalmamış gibi hissediyordu. Sabah erken saatlerde uyanmışt...
...r tanıdı, ne de o nöbetçi ağabeyler. O da biliyordu Semra’nın dünyalar güzeli olduğunu, kendisinin fakir daha doğrusu tüm mahalle gibi olduğunu. Çirkin bir gençti ama yüreğine söz geçirmesi imkânsızdı. Semra’nın yüreğiyse kimse...
...ilsek, elimize ne geçerdi? Hiçbir şey geçmezdi, eğer geçseydi zaten uyuyor olmazdık. Düşüncelerle dolmazdık, “Doğrusu şudur!” diye dikte etmezdik ve doğru olanı da kaleme almazdık. Hayal kurmaya pek bir meyilli olan beynimizi...
...n devamlı lambayla aydınlatmasına kıyamadığı için her gün içeriye girmeyi deneyip beceremeyen güneşin, öğleye doğru camlarımızı yalayıp geçmekten başka çaresi yoktu. Dışarıda gördüğümüz tek canlı, pencerenin önüne oturmaya ge...