...yıl öncesi… Yirmili yaşlarım… O zamandan bu zamana ne çok şey değişmişti. İş hayatı, her günkü monotonluklar, dökülen saçlarım, taşındığım şehirler… Hatta göbek bile yapmıştım hareketsizlikten. Aynı olan tek şey olan bekârlığım...
“dökülen” sözcüğü
47 yazıda 54 geçiş bulundu.
dökülen, dökülene, dökülenler eşleşmeleri dahil edildi.
...nı da açıp kapatıyordu. Kendi alanını kesmeyi bitirince kızının yanına koydu makası. Halının dokunmuş kısmına dökülen kırpıkları okşarcasına aşağı iteklerken goblen desenin güllerini, dallarını, yapraklarını sevdi. Ah kızım ah!...
...ak olarak gündüz de koltuk olarak kullandığı eski divanına oturdu. Ocakta kaynayan kara güğümden külün üstüne dökülen suyu izliyordu. Kül yavaş yavaş çamur hâline geliyordu. Dedesinin, o çamurdan yaptığı oyuncaklar aklına gelmi...
...kadarıyla bahçeyi inceliyordum o sırada. Yıllardır bakım yapılmadığı gözüme çarpmıştı. Bir de yürüyüş yoluna dökülen yapraklar süpürülmüştü. Hepsi bu… Diğer her şey aynıydı. Kapının önünde birkaç tane ayakkabı vardı. Eğilemedi...
...biri o kötülüğü olmuş bitmiş olarak kabul etmelidir.”) Ancak yangın, kendi gözyaşlarıyla daha çok alevlenir. Dökülen dişler, alından süzülen kan, ağzın köpüğü, alevlere atılan odunlardır. Dökülmüş dişler çamura bastırılır, kaf...
...ımıştı. İki gün önce işten çıkış işlemlerini yapmıştı. Kimse fark etmese de çatıdan inen pvc borunun ağzından dökülen yağmur suları usul usul kaldırıma yayılıyordu. Tayfun ve Serap ne yapacaklarını bilememenin şaşkınlığıyla ne...
...stan figürü epey farklıydı. Çıtkırıldım, mini etekle ortalarda dolaşan, sapsarı uzun saçları omzundan aşağıya dökülen, hani baktığınız zaman gözlerinizi üzerinden alamayacağınız bir kız geçirmiştim kafamdan. Ne bileyim? Bunun m...
...madı. Acımasız, hoyrattım. Gençliğime güvenirken, zamanı elimden kaçırdım, tutamadım. Yılgı dolu gözlerimden, dökülen dişlerimden ve solmuş saçlarımdan okunan; isteyip de yaşayamadığım duyguların savruluşu, yaşanmış ya da yaşan...
...du artık. Sol avucuyla tırabzanı kavradı. Bekleyen zorlu inişe rağmen keyfi yerindeydi. Merdiven duvarlarının dökülen boyaları, kat aralarındaki aydınlığa bakan pencerelerden birinin kırık camı, ikinci kattaki patlamış ampul um...
...ece huzur vardı şimdilerde... Yüzümü yalayıp geçen rüzgârı hissediyordum; rüzgarla birlikte erik ağaçlarından dökülen çiçeklerin kokusunu alıyordum. Şehrin monotonluğundan paslanmış bacaklarım gittikçe açılıyordu sanki. Öyle ki...