...k var, uçmaktan vazgeçen kuşların bakışlarında da sezilebilen. Bedenim boş bir tuval, onu doldurmak isterdim, dokunuşlarla. Cansız bir replikaya benzeyecek olsa bile. Vincent’ı geçiriyorum aklımdan; alçakgönüllü deliliğini. Tut...
“dokunuş” sözcüğü
5 yazıda 5 geçiş bulundu.
dokunuş, dokunuşa, dokunuşla, dokunuşlar, dokunuşlarla, dokunuşları, dokunuşların, dokunuşlarını... eşleşmeleri dahil edildi.
Hasta yatağında başı göğsüme yaslıydı. Ellerinin tenime pamuksu dokunuşu tüylerimi ürpertiyor, soluk alış-verişindeki dinginlik ve huzuru bakışlarındaki mutluluk ışıltıları doğruluyordu. Ona yönelik sayısız gözlemim, bana söyle...
...olmayacak belki de. Kendimize temas ettikçe yaramıza temas etmeyi, onu iyileştirmeyi öğreneceğiz. Başkasının dokunuşuna bağımlı kaldıkça ne kadar özgür sayılabiliriz ki? Aradığımız asıl özgürlük dışarıdan gelecek bir kurtuluş umu...
...rehberim, Yıldızların arasında kaybolurum hafifçe. Rüyalar diyarında dans ederim sonsuzluğa, Uykunun sihirli dokunuşunda bulurum huzuru. Sessizlik bir örtü gibi örtülür etrafıma, Sadece kalbimin ritmi duyulur anca. Düşlerin içinde...
...iz pek tabii mümkündür. “Geçmek” deriz ya hani. “O şarkı bana geçti.” deriz. Tıpkı minik bir öykünün ruhumuza dokunuşu gibi. Kâğıttan, ekrandan, tuvalden, satırlardan, kulağımızdan… Bize geçen duygular… Birkaç yıl önce gittiğim...
Varlıksın sen Bulutlarca çoğalan Islatan tenimi her dokunuşta Varlıksın sen Perdeleri her çekişimde karanlığa Gözlerimin her kapanışında Endişelerimin ardında Her boşluğumu neşeyle dolduransın sen Raflarımı dolduran mevsim bakışl...
...aşır ve onunla aynı renge bürünürdü. Bugün ise hiç tanımlayamadığım bir tavır takınmıştı. Dalgalarının kıyıya dokunuşu, kokusunun yoğunluğu, renginin duruşu her zamankinden farklıydı. Bunu fark ettikçe tenimden ruhuma ateş fışkı...
...isterdim gökyüzünde. Sonsuzlukta kaybolmak, taklacı güvercinler gibi takla atarken gökyüzünde, ılık rüzgârın dokunuşlarını hissetmek, ırmaklar geçmek, yolları takip etmek isterdim. Kim bilir, belki yolların bittiği yeri de bulabilir...
...ben onu görmüştüm. Tereyağının üzerine kondurulan bir bal tanesi kadar zorla sıyrılmıştı kaşıktan. Ve tek bir dokunuşta ölmüştü. Gördüm. Resmen kaybolup gitti nefesimde. Annesi ve babası ayrılmış, küçük bir çocuktu o. Yalan söyle...
...de bir şeyler içeriz. Sonra ben onu evime götürürdüm. Çirkin ya da güzel olmasını umursamadan, sadece sesi ve dokunuşları içindeki ayrıntılarda gezmeyi isteyecek, “Bu anın kaybolmasından korkuyorum.” diyecektim. Birbirimizi hor gör...