...rengi değişmiş, üzerine birkaç beden büyük gelen kabanının koluyla sildi. Kuşlar için asılmış poşetteki bayat ekmeğin birini de alıp hepsini arabasının kenarına astığı poşete itinayla yerleştirdi. Sonra da domateslerle aynı çöp...
“ekmeğin” sözcüğü
13 yazıda 16 geçiş bulundu.
ekmeğin, ekmeğine, ekmeğini, ekmeğinizi eşleşmeleri dahil edildi.
...mesele yitip giden o anın belki de bir kıvılcım gibi yanan son ışığıydı. O kadar mübalağa etmez, ama yine de ekmeğin ve şarabın uyumu gibi alışık ve gözlerin aynasında sefil bir tirat oynar gibi bilindiktir yalnızlığım. Sen ba...
...ki vapura da bindiririm seni.” Saçlarımı öperken etsiz parmaklarıyla gözlerini silerdi. “Hadi deli oğlan hadi ekmeğini ye. Gevezelenme.” Terzi kadın aklıma gelirdi. “Neden sana deli diyorlar?” diye soramazdım. Kıyamazdım. Duyars...
...dım.” Gece ilerliyor. Torunları derin uykulara dalan Firdevs, ayakuçlarına basarak mutfağa geçiyor; bir parça ekmeğin içine peynir koyup odaya dönüyor. Her lokma boğazında büyüyor. Sabaha az var. Ortalık ufaktan ufaktan aydınla...
...alık ekmek satan , akabinde beleş cay veren O tek harabeye yakın toprakta mı? Sonrasına verdiği çay ile balık ekmeğini sattığı Çölün ortasındaki vahada mı? Sesim binlerce acımak tepesini geçti. Gültekin Abi! -Gültekin abi anlıyo...
...abını açtım, elime ne geçtiyse aldım. Margarin, siyah ve biberli yeşil zeytin, peynir, reçel… Hepsini kocaman ekmeğin içine tıka basa doldurup yemeye başladım ama hiçbirinin tadını alamıyordum. Ne çok sevip leblebi niyetine yed...
...n b.ktan bir yer olduğunu görmüştüm son bir iki yılda. Buzdolabından tereyağını çıkardım ve büyükçe bir parça ekmeğin içini açıp içine sürdüm, evde jambonum olmaması moralimi bozmuştu. İnsanların morali kolay bozuluyordu, terk...
...tap kokularını, kalemin azmini, anlam yitirilmişliğini, bitmek bilmeyen ulusa seslenişleri, açlık grevlerini, ekmeğini kömür kokusunda maden korkusunda geçirenleri, zehir içenleri, acımasız vicdan yitimlerini… Keşfettiler. No ,...
...şey öğrenemeyeceksiniz. Zeytin olmak vardı şu yeryüzünde… Güzelce ezmeliydi beni sevdiğim, sonra ise sürmeli ekmeğine. Ağzında öyle bir tat bırakırdım ki şükrederdi var olduğuna. Boğazı kıyamazdı yutup da ağzı bu leziz lokmadan...