...şamına uygun bir etüt oluşacağını herkes bilmektedir. Gözden kaçan şey, genellikle bu etüt içerisinde bulunan elemanları “insanca” yorumlama kabiliyetinin bizlere dikte edilmesidir. Örneğin; zehirli bitkilerin zararlı olduğunu düş...
“elem” sözcüğü
6 yazıda 8 geçiş bulundu.
elem, eleman, elemana, elemanlar, elemanlardan, elemanları, elemanların, elemanlarını... eşleşmeleri dahil edildi.
...ları üzerinde çalışmaya devam etmeliyiz. Tabii ki örneklemeler ile benzetmeler bizim kullanacağımız en sağlam elemanlar olmaya devam edecek ve bir anda olmasa bile, belirli bir süreç sonunda hem ne konuştuğumuzu bileceğiz hem de...
...esi batı neresi doğu Kabardı gök, etim sıyrıldı kemikten. Çökmüş bir alacakaranlığın ucunda Beklemek ne kadar elem doldurur? Çok uzak, çok uzak, çok uzak ve çok uzak. Gemiyi kaç fırtına daha durdurur? Laçka olmuş göz pınarın...
...etlerle tıkıştırmama oradan buradan kafalarını çıkararak isyan ederlerdi. Bugün banka müşterileri de isyanda. Elemanlar “Yok!” diyor, “Hiçbir işlem yapamayız,” Dinlemiyor insanlar. Bağırıp çağırıyorlar “Bu nasıl iş?” diye. Hele h...
...arçasını geri getirmeyi başarıyorum. Evet, bugün büyük gün. Kimilerine umut, kimilerine mutluluk, bana sadece elem ve mutlak bir yalnızlık veren bu şehirden ayrılmak konusunda verdiğim kararı, uygulamaya koyduğum gün. Hoş, i...
...rgunun ilk örneğini oluşturur... Lumière'ler Cinématographe stokunu büyütüp Lyon'daki fabrikalarında eğitilen elemanlarını dünyanın dört yanına gönderdiler. Büyük kentlerde gösteri yaparak, Edison'ın Kinetoscope'dan, Alman Max Sklad...
...de gideni” diyeceğim. Kusura bakmayın. Salonun tam ortasında durdular. Mehmet konuşmaya başladı : “Hepiniz bu elem verici olay karşısında keder yüklüsünüz biliyorum. Lakin hiç endişeniz olmasın, ağabeyimin gerek ticari gerek...
...onunda fark ettim ki, havada asılı bıraktığım hayallerimi, içi asla doldurulamayacak anılara mahkum etmek, şu elemli bekleyişin sancısını katmerlendiriyormuş. Keşke daha çok deneseydim, ucunda yanılıp yenilmek de olsa. Eskiden...
...gençler, çıkmaz sokakların kölesi olmuşlardı. Bedenleri kuru, ayakları irice, kemikli yüzleri adeta iki ayrı elementti. Gün ışığı neredeyse yanık yanık karışıyordu insanın etlisine sütlüsüne. Bu saatte dışarı çıkmak manavcılıkta...
...na teslim olmuş şehrin bir türlü bitmeyen koşuşturmacası, sade bir tebessümle, yalnızca başını öne eğdirirdi. Elemi şiddetlenir, suyu çekilen kuyuya dönerdi uçsuz bucaksız hevesi. Kağıttan yapılmış bir uçak gibiydi koca günü,...