...i geçirdiğini öğrenmiştim. Hastaneye koşturdum. Çıktığımızda üstünden bir ay geçmişti. Baba evi de olsa böyle elim bir olayla oraya dönme durumuna uyum sağlama sıkıntım, evime bir daha gidemememin verdiği huzursuzluk, gözler...
“eli” sözcüğü
103 yazıda 145 geçiş bulundu.
eli, elia, eliade, elif, elife, elifi, elifim, elifin... eşleşmeleri dahil edildi.
...akalamak istercesine koşturan sesle çakıldı kaldı. “Evlaaat!” Tuncay heyecanla döndü. Amiri korkuluktan yarı beline kadar uzanmış aşağıya bakıyordu. Telaşla koştu. Gözlerine inanamadı. Cumba özentisinin üzerine yapılmış balko...
...dönüyorum. Aylin anlamış ne yaptığımı ve kafasını iki yana sallayarak hâlime gülüyor. Klavyenin üzerinde iki elimin parmakları çalışıyor. Ben ekrana bakıyorum daha çok. Aylık satış raporumu çıkarmam ve teslim etmem lazım haft...
...a zıplamayı becerirdi. Derisi, külah dondurma içindeki meyve topları gibiydi, amma çok rengi vardı keretanın. Elimi usulca götürdüğümde sırtına, gözleri kısarak hırıldamaya başlar, boynunu şekilden şekile sokardı. Bir gün bi...
...aline getirdi Kemal'i. Sağ eline her baktığında kinine bir damla ekledi yaşarken. Huyundan da vazgeçmedi, sol eliyle yapmayı öğrendiği ilk şey kemik sallamak oldu, Kemal'in kin ile ruhunu dokuduğunu, kalbini kararttığını ilk h...
...” “Yüzünüzü ekşittiniz de… Yoksa çayı mı beğenmediniz?” “Çay çok güzel. Ama şu ruhsuz gemiye ne demeli?” dedi eliyle gemiyi gösterirken. Tuncay Eminönü İskelesi’ne baktı. “Gemi çok kalabalık.” “Onu söylemiyorum. Hiç İstanbul’a...
...da bilmezlerdi; yüreğini yaralayan o sesten kaçamadığını da. Sanki o ses beynini darmadağın ediyor, yüreğini deliyordu. Diplomayı alalı neredeyse iki yıl olmuştu. Heyecanla başladığı işletme fakültesini yıl kaybetmeden biti...
...baktı. Belki eskiciye verip üç beş kuruş alırlar diye düşündü. Üstünü çıkartırken aklına cep telefonu geldi. Elini ceketinin cebine attı. Yerinde duruyordu. “İyice eskidi, ama herhalde buna da bir şeyler verirler. Zaten ihti...
...anki. Soğuk çiviler daha da saplandı her yanıma. Ruhumdan ayrılan bir parçam olduğuna inandığım küçük bir kız elindeki kanlı hançerle suratıma acıyan gözlerle baktı. Ellerimi bilmiyorum anlamında iki yana açıp "Hatırlamıyorum ki...
.... Ne zaman boş kalsa hep aynı şeyi yapar; çizer, çizerdi… Öğle tatilinde herkes sohbet ederken, o bir köşede… Eli kaleminde, ruhu kâğıtta… Uzun, yuvarlak, köşeli, oval, üçgen yüzler… İçleri boş, bomboş yüzler… Hep, bir ağız...