...beni Bir Fransız filmine, Türk kahvesine, İngiliz banliyösüne. Gelme Efruze. Gelirsen yalnız ölmem, dayanamaz ellerini tutarım. Gelme ki bozulmasın bir piç bedeninin yalnız çürüme ihtimali. Elbet lekelediğim belin, sebeptir çıpl...
“elle” sözcüğü
9 yazıda 11 geçiş bulundu.
elle, elledi, ellediğim, ellemedi, ellemediği, ellemeyin, ellemez, ellemiş... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...ırılmış parçalarını, bakışlarının sarhoşluğuyla devirdiğim şişeleri, ihanetin acısını, birikmiş gözyaşlarını, ellerinin ellerimde bıraktığı silinmeyen izleri… Hiçbirini atmıyorum. Bırakmıyorum, unutmuyorum. Gün gelecek o enkaza b...
...; bu Themis heykelini ilk tasarlayan kişi bizlere “Ulan, başımızdakilerin elinde tartı olsa ne olur? Almışlar ellerine bir kılıç, adam öldürmeye bahane arıyorlar zaten, kilosuyla satılan ticarî kalem sayısı da fazla, bahane bu y...
...lebek Kafesteki büyük kasırgaya sebep. Ben, dargın bir nefisle ölüme bakıyorum Elimden kayıyor uzak. Kayarken ellerimden uzak Duydum, çok duydum Durdum, yalnızca durdum. Dar bir merdivenden indim Kahkahasına karıştım kadehinizin....
...a kapattığından, okuyamadı onları. Tek bildiği okuma buydu oysa. Kadın birkaç dakika sonra içeri geldi. Islak ellerini önüne bağladığı peşkire siliyordu. Çocuk aç mı, diye sordu genç adama. Acıktım, dedi çocuk. Çok utandı, demem...
...vermezdim. Hastaneye ilk geldiğim gün, oda kapımızın önünde gördüğüm kediyi sevmeme geçit vermeyen kelepçeli ellerime bir de polisin attığı tekmeye kahrettiğimin bin mislini, her gün o yukarıdaki küçük demirli pencereye yolla...
...aratabilecek gücü veriyordu. Dağı, taşı, ağacı, suyu, hayvanları, evleri, bağları yaratabilecek bir güçtü bu. Ellerinle sen ne dersen o oluyordu. Toprak senin emrinle yeniden şekilleniyordu. Keşke o zaman birkaç küçük bebek yapsa...
...eki çay bahçesine uğradığında herkesin dikkatleri üzerinde toplanırdı. Kafedeki kızların, ona servis yaparken elleri ayaklarına dolaşır, siparişleri götürme işi hep erkeklere kalırdı. Kızların sipariş alıp, erkeklerin götürme...
...Bir kuşun yuvası olmasa. En güzel rüyamdan uyuyabilirdim karanlığa Bir ışık uzatmasaydı Tanrı bana, Ellerimi ellerinde tutabilirdin hayal de olsa Fakat bağışla yoktum hiçbir anında. En güzel seninle yaşanır sonsuzlukta Olmasaydı...
O caddenin en işlek kafelerinden birinde, kapıya en yakın masada oturuyordu adam. Siparişi yoktu daha. Ellerini masada birleştirmiş; gergin bacaklarını, sallayarak rahatlatmaya çalışıyor ve aynı zamanda etrafa kaçamak bakışlar a...