...la gezmeni hazmedemiyorum, ne yapayım. Allah'tan ona isim koymadın ya. Pantolonunun üstünden sevdi Soner onu. Ellerini gezdirdi şefkatle. Pat pat diye iki minik vuruş yaptıktan sonra eğilip fısıldadı kulağına. - Hadi uzatma. S...
“eller” sözcüğü
26 yazıda 31 geçiş bulundu.
eller, ellerby, ellercesine, ellerde, ellerdeki, ellerden, ellerdi, ellere... eşleşmeleri dahil edildi.
...ken yatak odasından çıktılar Nilgün’le, fırsattan istifade odaya girip, giyindim. Çıkıp, kendimi tanıtmaya ve ellerini sıkmaya çalıştım ama beni umursamadılar. Kardeşi, mutfaktan bulduğu boş şarap şişesini elinde tutuyordu. Nilg...
..., sadece bir iş olarak görmeni istemem. Bu dünyada, tutsak bir adamı özgürlüğüne kavuşturmanın anahtarı senin ellerinde. Sen bir sanatı icra edeceksin benim için. Şairin son şiiri, baletin son dansı, idam edilecek mahkûmun son si...
...rdu. Babam, annem gibi öpüp koklamazdı beni. Zaten içtiği sigaranın kokusunu hiç sevmezdim. Babamın o kocaman elleriyle ben uyurken başımı okşadığını bilirdim. Komşu teyze ile babaannem, her gün evlilik programı seyrediyorlar. Bi...
...e. Nihayet gün hafif bir şekilde ağarmıştı. Bir geminin güvertesinden dürbünle ufka bakar gibi oval pencereye ellerimi dayamış, sabahın yüzünü seyrediyordum. Rüzgârın sürüklediği bulut yığınları, uzaklara doğru göç ediyordu. Ara...
...t olmadıkları bir dünyanın avucuna bırakılacaklar. Orada yaşayabilecekleri bile şüpheli. Z. karısının ağlayan ellerini düşünüyor. Arkadaşı C.’nin ise o an başka bir şey düşünemeyecek kadar tuvaleti geliyor. İşte şimdiden başla...
...ni, kapa çeneni.” Kız kulaklarını kapadı, arkadaşı koltuktan kalkarak yanına geldi. “Kapa çeneni,” dedi kızın ellerini kulaklarından çekmeye çalışırken. Kız pes etti, ellerini dizlerine yerleştirdi. “Neden geldin?” dedi içinde h...
...ği mahcubiyetle öğretmenine bakıyordu. “Şöyle sobanın yanına geç, çoraplarını çıkarıp soba teline as kurusun, ellerini de ısıt, sonra gelip yazarsın tahtadakileri.” Çocuk, önce naylon ayakkabılarını çıkardı, içine dolan karı sil...
...ak kabartıp yanlarına geldi. Ayakları soğuktan pembeleşmişti, ıslak toprağın üzerinde iz bırakarak yürüyordu. Elleri, ağzı turuncu renge bulanmıştı. Baran’ın yamalı pantolonuna tutundu. Soğanlar kavruluncaya dek öylece durdu....
...aynı taştan, ortada birikmiş toprakların kuruluğu ayırıyordu onu diğer mezarlardan. Galip altı yaşında çocuk elleriyle su getirirdi buraya. Sadece bir şişe getirirdi. Fazla şımartmak istemezdi çevresini. O da biliyordu ki sıkılı...