Mavisi eskimiş cumbadan, Göğe uzatırdı ellerini her sabah bir adam. Rüyalarındaki kahkahalar, Tek tek süzülürdü çatlamış dudaklarından. Eskimiş bulutlar renkten renge girerken, Rüzgâr gibi geçen adamı kucaklardı sokaklar. Seyred...
“eller” sözcüğü
26 yazıda 31 geçiş bulundu.
eller, ellerby, ellercesine, ellerde, ellerdeki, ellerden, ellerdi, ellere... eşleşmeleri dahil edildi.
...buralar mevsim sarısıdır alır başını gider bir nilüfer bakışı/kendini taşıyarak kağnılar sırtında ürkek ürkek elleri buruşuk gözlerinde bir abdalın sürgünlüğü içine kilitlenmiş bir kent duruşuna benzer gibi/öyle halsiz Şimdi d...
...ıktır. O da alındı mı elimizden, nasıl yaşıyoruz deriz? Şu ihtiyar âlemde genç bir seyyah olarak her adımımı, ellerim ceplerimde bir ıslığa takılarak atmadığımı itiraf etmeliyim. Ben bir müzik aleti değilim. Yere düştüğümde boz...
...başlayınca ritmine ayak uydurmaya başlamıştım; Kendisine bakarak yaptığı hareketleri aynen tekrar ediyordum, ellerimi çırpıyor, dizlerimi öne doğru bükerek yarım daire çiziyor, topuklarımı havada birleştirecek şekilde zıplıyord...
...ınca eline bir tutam mektup geçti. Zarflarının sararmış olmasından mektupların çok eski olduğu anlaşılıyordu. Elleri titreyerek içlerinden birini açtı. “Canım sevgilim; bugün öğleden sonra seni parkta bekliyor olacağım. Artık...
Siz, gözleri gökyüzü gibi bakan. Elleri narin. Sesi huzurun doruğunda. Siz bayan, Kalbi taşlardan akan bir şelale Yüreği aslana başkaldırmış bir ceylan. Ve tüm kötülüklerden müteessir. Saçları bir çiçek bahçesinden daha zarif...
...i. Tüylerini dikelten nefha nü bedenini hareketlendirdi. On metre ardında, buz cam kapı hızla sola kaydığında ellerinde ütülenmiş giyimlerle yirmilik bir kız girdi. Dar, beyaz tulum içinde açık teni misali sükûneti, topuz saçları...
...arak böyle hatırla… - FAZLALIK Okuduğum mektubu katlayıp tekrar mavi zarfına, oradan da cebime koydum. Kafamı ellerimin arasına alıp, boğulduğumu hissedene kadar bekledim ve her zaman yaptığım en iyi şeyi yapıp, bedenimi sokağa a...
...olduğu ve olması gibi devam ediyordu Sonra sen geldin Nasıl oldu, neden oldu anlamadan bir başak tarlasında, ellerimi gezdirerek yürümeye başladım Her şey zaman ve mekânda ne çabuk değişiyordu Artık aynı yoldan gitmiyordum işe...
Çirkin Tuco, çirkin elleriyle çirkin yüzünü örttü. Çirkin gözlerinden, çirkin gözyaşlarını akıttı. Milyon kere çirkinliği bedenine almıştı. İntikam için bir adamın peşine düşmüştü. Çirkin Tuco, bir adamı cezalandırdı, onu çirkin...