Dolmuştan indim. Güneşi enseme alıp yürümeye başladım. Aslında burada inmeyecektim. Niye indiğimi bilmedim. Ama cevabını düşünmedim. Hiçbir cevabın geçerli olmayacağını bildiğimdendir belki de. Yürümeye devam ettim. Güneşe bak...
“ense” sözcüğü
9 yazıda 9 geçiş bulundu.
ense, enselemem, enselerde, enseleri, ensemde, ensemden, enseme, ensemi... eşleşmeleri dahil edildi.
...gizli hayranım beni görünce balkon demirlerine tutunup doğruluyor. Gözlerini önce yüzümde hissediyorum. Sonra ensemde… “Al” diyesim geliyor o bir çift gözü. “Çukurlarına mı yerleştireyim yoksa suratına mı fırlatayım?” diyesim g...
...örüyorum. İnsanın neyden var olduğunu seyretmesi gibi bir şey bu. Alnındaki uzun çizgiler, boynundan aşağıya, ensesine doğru çatallaşan derisi ve en çok, güldüğü anlarda belli olan dökük dişleri. Her şeye rağmen mutlu, evet. İlg...
...oynayacak onlarla sobeleri Öğle arası dudaklarını eksik hissettiğinde Boynuna sarılıp kim öpecek içindekileri Ensendeki o hiç geçmeyen ağrıda Gözlerin birikecek Yatak odamıza koşacak Ağlayarak Ben gidersem İkindi masası güneşe de...
...kanlıyı gördü. Elindeki çöp poşetini kapının kenarına koymadan önce inceledi oğlanı. Kara yağızdı, delikanlı. Ensesi esmerdi. Saçları siyahtı. Eldivenleri yırtık yırtıktı. Genç, kapının açılmasıyla irkilmiş fakat bir tepki ver...
...uyguluyordum ki tiz bir sesle ortalık çınladı. - Aa, yeter artık bu kepazelik! Beyaz saçlarının kalanlarından ensesine topuz yapmaya çalışmış geçkin yaşta tombul ötesi bir kadın, yerdeki pardösümü eline geçirmiş oramı buramı ört...
...arsın vücudunu bir meleğin kanatları gibi; çıkarsın seni pamuktan bulutların üzerine. Gün ışığı aydınlatırken ensene yağan kar tanelerini, eğ başını aşağı, izle aşağıdakini. Şaşırdın, değil mi? Şimdi kendi kendine soruyorsun,...
...tli uzunca bir herif yerde yatan bedeni bıçağa doyuruyor. Durmuyor, hiç durmuyor. Sessizce yaklaşıp kıskıvrak enselemem lazım. Olay yerine ilk ben gelmişim, şansa bak! Tam o sırada nefesimi duymuş olacak ki koşmaya başlıyor olağa...
...dü. Köy halkının diliyle bir tanesi vardı ki, sanki Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde bahsettiği boynuzlu ve ensesi tüylü olanıydı. Ne ölür ne öldürülürdü. Aradığı bir şey varmış gibi hiç olmadık yerlerde görünür ve aniden tü...
...bedenimi çok fazla yaralamıyordu ama içimde bir yerler acıyordu inceden inceye. Yüreğim daralıyordu. Ara sıra ensemi okşayıp “Ne habersin şapşik.” demese beni hiç mi hiç istemediğini düşünecektim. Geçimsiz biriydi. Huysuz. Aks...