...m paramız neden yetmiyor” diye hep düşündüm. Babaannem, bize bu evi bıraktığı için dedeme her gün dua ediyor. Eskiymiş ama kira vermiyormuşuz ya. Annem yatmadan önce beni hep koklayarak öperdi. Mavi gözleri hep ıslak olurdu ama...
“eski” sözcüğü
225 yazıda 368 geçiş bulundu.
eski, eskici, eskicinin, eskiciye, eskide, eskideki, eskiden, eskidi... eşleşmeleri dahil edildi.
...siz oval penceresi, ayaklı abajuru ve saman yatağı olmasıydı. Tam da istediğim bir yer diye geçirdim içimden. Eski "ben"in yüzüne kapıyı hızla çarptım ve yeni hayatımın ilk adımlarını içeri attım. Hayatımı belinden kavrar gi...
.... Üstünde yürüdüğün toprak, soluduğun hava, dokunduğun taş parçası, geçtiğin tozlu yollar, sonsuz ufuğum ben; eskitilmiş bir köprü, hem bir gazi hem bir şehit hem de ölümsüz bir savaşçıyım ben! Dertlilerin dostu, hastaların şifası...
...ış, kış yorgunluğunu atmak istercesine. Açıktaki balıkçı teknesinin gürültüsü belli belirsiz kıyıya ulaşıyor. Eski iskeleye bağlı üç sandalı deniz ana kucağına almış pışpışlıyor. Öndeki sandalın içinde sırtüstü yatan adam el...
...ı bulunmaktadır. Bu şehrin ilk misafirlerinin Asurlular olduğu tahmin ediliyor. Bazı kalıntılara göre daha da eski olabileceği düşünülmektedir. En son hâlini ise II. yüzyılda aldığı tahmin edilmektedir. Roma zamanındaki ilk...
...lduğunu. Ve tam o anda fark etti; sefilliğinin çıplaklığıyla iki kere soyunuk kaldığını. Sokak helaları vardı eskiden, bir tane arayıp midesini kıvrandıran bu sefilliği kusacaktı ama sokakların helalığını da o anda fark edip ol...
Aşk diye koşarız Aşk diye ten ararız Kalu beladaki yemini unutup Aşk nimetini hatırlamayız Eskide kaldı o aşklar Duvara asıldı o sazlar Kitaplara karıştı Kayslar Mecnun olanlar yok olmuşlar Derdi verene hayrandık Biz kalu bela...
...zdan büyüdük. Sadece, oğlum… Sadece, çok sessizdik.” “Peki neden baba, neden oradan ayrıldıktan sonra yeniden eskisi gibi olmadılar? Neden yine o şarkılar söyleyen seslerini kullanmadılar?” “Onlar o hücrede çok uzun zaman kald...
...zarak kendinden ve dünyadan uzaklaşmaya çalışıyor. Kendinden nefret ediyor. “…Böyle yaşlanacağım. Yavaş yavaş eskiyorum. Yavaş yavaş eksiliyorum. Böylece; kendi kendine kokan, kendi kendine çürüyen, kimsenin bilmem neyine takmadı...
...a burada böylece kaldım ne yapmalıyım?’ diyor. ‘Kalbinin sesini dinle sayın yalnızlık’ diyorum. Yine susuyor. Eskiden, bizi laflarıyla enkaza hapseden, şimdi sessizliğiyle boğan çakal, sayın yalnızlık… ‘Kalbimin yükü ağır belki...