...ahverengi tenli, incecik belli, nazlı mı nazlı bir yol çıkar karşınıza. Zaten bu yörede Nazlı Yol derler ona. Esmer güzeli Nazlı Yol; yanından Çıldır Gölü’ne akan kadife sesli çapkın derenin, buğulu narin sesiyle söylediği şa...
“esme” sözcüğü
1 yazıda 8 geçiş bulundu.
esme, esmekteydi, esmer, esmerdi, esmerin, esmerliğin, esmerliğinle, esmerliğiyle... eşleşmeleri dahil edildi.
...r musun?" Sırıttım. "Kibrit çaksam tutuşacaksın tatlım ! " Yüzüme üfledi nefesini "hoh" diyerek, "Ateş geldin Esme! kibrite ne hacet?" B Yine bir oteldeyiz. Hep oteldeyiz zaten, yersiz yurtsuz bir aşk! bizimki, yaşadığımız m...
...r diyor bir ses Baharın sonu yine kış Buralar hep kış İçim hep kış Hem atlar da üşür kışın. Atlar güzel En az esmerin teni kadar güzel Esmerin kalbi kara, En az teni kadar. Amenna. Atlar bahane bu mevsimlerde Tıpkı kandırmaca c...
...dersin, yok olursun. Geriye, zamanla koyulaşan kapkara altı harften oluşan bir kelime kalır: Hasret.’’ Güneş, esmer suratının yarısını aydınlatıyordu. Gölgedeki gözün koyu kahverengiyken; ışık banyosundan nasibini alan gözün...
...sfiye kalmıştı saçı uzun örüklü, o günlerde kazındı Musa'nın aklına Vasfiye. İki kocaman kara gözü, bir narin esmer yüzü paranteze alır gibi alnından başlıyordu Vasfiye’nin örükleri. Kapılardan geçmez adamlar olur ya öyleydi...
...bir bağrışma koptu içerde o heycanla yerimden fırladım kaptan köşküne yetişince boxerla geldiğimi fark ettim, esmer çekik gözlü kızımızı beni keserken yakaladım yanına gidip, “sonra ilgileneceğim ben seninle” deyip kaçtım. Me...
...ğinde. Güzelliği, acarlığı köyün bütün damlarında konuşulurdu aynı kızı gibi. Ah bir de başında kavak yelleri esmeseydi, kızı da hık deyip anasının burnundan düşmüştü… Atkıyı çözgüye sürdü. Kızından tarafa çekip kalanını ona bıra...
...ladılar. Açılacak gibi değildi. Aldığı emirle fırlayan Tuncay çok geçmeden yanında biriyle döndü. Kısa boylu, esmer genç merdivenlerin temizliği ve getir götür işleriyle görevliydi. Adı Faruk. Yukarıda cansız yatan bekçi müsa...
...n arasında kayboluyordu. Buharların yaydığı sıcak hava, Mercan’ın rengini kızıla kesiyordu. Yüzünden almadığı esmer tüyleri, teri ve tuzuyla sürekli parlıyordu. İşte onu bu hâliyle görenler, ona “ıstakoz” dediler. O, Balıklav...
Esmer bir rüzgârdan toplanıp geldim. Hani gün gün akan bir yeşilde, karanlığa dalmış gibi ‘Merhaba’n, Hani yer yer kavuşmak, yer yer uzak… Öyle bir rüzgâr. Issıza çalan yol, hissiz nehir, iki ‘delice zeytin’ İki ‘delice zeyti...