...çileli hüzünlerin günah da sevâb da ruhum tanrı da şeytan da : özüm ben III şarkı şarkı şahlandım şarktan ta garba kadar at sürdüm dörtnala türkü türkü dört diyârda süzüldüm damla damla zamanın imbiğinden: şi’r dillerim yand...
“gar” sözcüğü
2 yazıda 10 geçiş bulundu.
gar, gara, garabet, garajda, garajdaki, garajdan, garanti, garantidir... eşleşmeleri dahil edildi.
...ışıyorum hayatın nefretine direnerek. Yol boyunca ağaçlar dizili. Onlara bakarken bile bir anıyı anımsamak ne garip. İnsan tek bir anı yüzünden hayatı boyunca tüm otobüslerden nefret edebiliyor yahut her bir yıldızlı gece içi...
...Arkalarında bir çift kelepçe bakış Misketler tahminen on iki Kumaşlarının altında pembe toka Kelepçeli gözler garaz etmiş, Acıtıyor içimizdeki beyazı! Kafenin demirlerine Pamuk şekerler dizseydik! Aydınlık durmayı durduran Si...
...ğındaki ahşap evlerden sonuncusu alevler içindeydi. Üzgündü. Ateşler arasında ruhunu teslim eden eve sığınmış garibanlar aklına düştüğünde yüreği sıkıştı. Gözleriyle dostça köprüler kurduğu hurdacı, kendisi gibi hurda toplayan iki...
...ştır. Çok geçmeden herkes ölmeye başlar. Doktorlar, küçük bir kasabadaki herkes –sağır ve dilsiz Nick hariç-, gardiyanlar, aileler… Artık ne mülkiyet kalmıştır ne yasa, çünkü bunlar için önce insana ihtiyaç vardır ve nüfusun yüzde...
...yaşatır. Artık o andan sonra sende kontrol falan kalmaz. Sanki beynin davranışlarını bedenini yönetmiyordur. Garip bir koruma içgüdüsünü beraberinde getirir. Onu ellerinle sarmak ve kendini siper etmek istersin; öyle ki ona...
Ne zillet bir hukuk var yolum ve yolun arasında Sözleri büyük, garip, muzdarip, Geceye deli. Ömrümü bu yeis tutkuyla mı sonlandıracağım? Aktığım ırmağı kimse bilmeyecek mi? Döküldüğüm denizi? Yahut saçlarını öremeyecek miyim...
.... Kendisini bir sanatçı veya her yeri gezen bir seyyah olarak hayal ederdi. Hayallerinde evi deniz manzaralı, garajda Chopper motoru vardı. Ege’nin küçük bir sahil kasabasına giden dümdüz bir yolda saçlarını dalgalandırarak rüz...
...en cızırdıyor, kitaplıklar ha devrildi ha devrilecek. İşten eve döndüğümde tebessümle kapıyı açan karımı bile garipsiyorum, bazen. Evet bazen, yabancı bir daireye gelmişim ve dalgınlıktan yanlış zili çalmışım gibi irkiliyorum karşıs...
...erfin’e… En güzel otlu peyniri orada yedim. En acısını da…” Masa sessizdi; o dağlar kadar. Gözlerimi silerken garson otlu peynirleri kaldırıyordu Hülya’nın işaretiyle.