...ldıramaz bunu nasıl söyledim nasıl aptal kafa, aptal kafa! Toparla şimdi mantığa çağıralım aklın yoluna yemez gerçi o cümleden sonra ... "Daha okulu bile bitirmedik, mantıklı düşün, nasıl yaparız?" Dedim ama yemez dedim, bura...
“gerçi” sözcüğü
49 yazıda 61 geçiş bulundu.
...ştım. O gitti ve ben yine yalnız biri oldum. Neden ayrılmak için o gecenin sabahını seçmişti, düşünüp durdum. Gerçi daha önce de bunu yapan birkaç kişi olmuştu; fakat onlarla, onu bir tutmayacağım; ama yine de geçirilen ilk g...
...a kapanıp sinirinin geçmesini beklemelerim… Belki kuzu gibi sessiz, yumuşacık biri çelmiştir aklımı değil mi? Gerçi ben de az nane molla değildim. “mız mız,” derdin, “kıl,” derdin bana. Bazen hak vermiyor da değildim. Ninem;...
...sulca. Bir dakika… “Adın neydi senin? ‘Çocuk’ diye seslendiğim için bağışla.”“Estağfurullah abi, o nasıl söz. Gerçi çocuk sayılsam da hayat büyüttü bizi be güzel abim. Adım ‘İlyas’ benim. Bozkırın bağrından kopup gelmişiz yıl...
...u benden başka kimse bilemez ki. Kimisi canı sıkkın olunca yemeden içmeden kesilirmiş. Nasıl bir şeyse artık. Gerçi Nesrin de öyle değil mi? Annesi en ufak bir şey söylese ağzını mühürler adeta. Ne bir lokma yer, ne bir yudum...
...fterler de kapanmıştı. Akrabalar? Akbabalar aslında. Hep aynı işte. Öküz ölmüş, ortaklık bozulmuştu bir kere. Gerçi bazıları bazen arıyorlardı ama Mercan için mi yoksa babadan kalma ev için mi? Orası pek belli değildi. Aslınd...
...idir. Akıllı kızım benim!” diyor. Çörekler çayın yanında mis gibi. Odam sıcak. Sağ yanağım hâlâ biraz yanıyor gerçi.
...bir istek içinde. Eline geçen azıcık parayla yemek alıp bir yerlerde oturarak uzun uzun düşünüyor çoğu zaman. Gerçi eline para geçmesi zaten oldukça nadir gerçekleşen bir olay. Yazma girişimleri genelde başarısızlıkla sonuçla...
...m gerçekleri bir daha göz önüne seriyordu. Evet ve hayır. Komşusunun karısına aşıktı. Bu öyle bir aşk değildi gerçi sadece çok güzel bir kadındı komşusunun karısı ve ölmek için daha çok gençti. Tüm bunları düşünürken kanlı bı...
...i burktu. Kâmil Bey gibi kibar, güngörmüş bir insanın yemeği, sofrası böyle olmamalı diye aklından geçiyordu. Gerçi nasıl olması gerektiğini de bilmiyordu. Ama böyle olmamalıydı… Çöpü mutfağa götürdü. Gülsüm çayı demlemişti....